Adaptasyonlar bilinçli bir fail tarafından belirli bir amaç için icat edilmiş gibi görünür: tutmak için eller; görmek için gözler. Ama öyle değil. Darwin bu hipoteze çomak soktu. Doğadaki tasarım bir tasarımcıdan değil, akılla ilgisi olmayan elverişli rastlantıların uzun süreler boyunca birikiminden gelir. Biyolojik dünyada bulunan zekâ ürünü yegâne tasarım bizden kaynaklanmaktadır: köpeklerimiz, ineklerimiz ve seçici yetiştirme [selective breeding] yoluyla bilerek değiştirdiğimiz diğer organizmalar. Bunun dışında doğada görünen akıllı tasarım, doğal seçilimin yol açtığı bir aldatmacadır. Bilinçli niyetler hiçbir rol oynamaz.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Alıntı
Doğum sırasında en önemli şey görme yetisi değil, kokudur. Bebeğin anne ile ilgili ilk tasarım annenin kokusudur. İlk hafta içerisinde bebek annenin kokusu ile diğerlerinin kokusu arasında ki farkı bilebilir.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Herkes için olmayan alıntı:
Şakül ve pergel, ölçü ve dengenin açık simgeleri. Sanat, Zanaat işleri bu iki kutba sıkısıkıya kenetlidir, pergel zihnin tasarım yetisini, şâkül elin dengeli iş çıkarma yeteneğini sınar. Masa da yapsanız, şiir ya da kitap da yazsanız, altın bir dengenin peşine düşeceksiniz: İmgeleminizden kopup gelecek yaratıcı kıvılcımlar, elinizde biçimlenen hünerinizle oranlı biçimde buluşmadıkça, ayar sorunlarının girdabından kurtulamazsınız. Benzeri sancılar insan ilişkileri sözkonusu olduğunda da devreye giriyor, yaşamın herbir aşamasında: Eş, kardeş, yoldaş, başdaş, usta ya da Hoca: Şâkül ve pergel işin içine girmeden olmuyor.
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Tasarı gerçek bir şeydi. Düşünülen şeyler yaşanm ı ş, denenmiş şeylerdi. Bir kez tasarlanı nca, göz önünde canlandırılınca artık o da diğer gerçeklerin arasında bir gerçek olurdu . . . bir daha asla yok edilemez, ama ona kolaylıkla saldı rılabilirdi.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Kitaplar, Arbelet'den bir cilt, Martineau'dan bir cilt, Lamiel, Lucien Leuwen, egotizm anıları. Biri Stendhal hakkında bir inceleme yazısı yapmayı tasarlamıştı. Kitaplar oradaydı, orada kalmıştı ve tasarı şaşkın, ürkek, madde haline gelmişti. 38 Mayıs'ı: Stendhal hakkında inceleme yazısı yapmak ahmakça bir iş değildi o zaman. Bir madde. Kirli beyaz örtüler gibi, örtülere oturmuş toz gibi herhangi bir madde. Bulanık, hareketsiz, kıpırtısız bir madde, içine sokulunması olanaksız bir varlık. Benim tasarım.
Bir insanı, bir yeri, bir ruh hâlini, geçmiş bir yaşamı aklımızdan silmiş gibi görünebiliriz, oysa bu arada, aynı dramın yeniden sahnelenmesi için yeni bir oyuncu kadrosu seçmekte , unutmaya çabalardığımız dostun, aşığın ya da kocanın benzerini,en yakın suretini aramaktayızdır. Sonra bir gün gözlerimizi açarız ve kendimizi aynı kalıbın içine kıstırılmış, aynı öyküyü yinelerken buluruz. Başka türlü olabilir miydi zaten? Tasarım bizim içimizden geliyor. İçsel bir şey o.
Sayfa 20
Reklam
Reklam