Şimdi ilim de başa bela; netsine galip geldiğini bilirsen mağlupsun, galip gelişine sevinirsen yine mağlupsun, mağ-Tubiyetin galibiyet olduğunu bilirsen yine mağlupsun, mağlubiyetinle galibi küçümsersen yine mağlupsun, mağlubiyetine hiddetlenirsen yine mağlupsun, mağlubiyetine galibiyet hazırlığı gözüyle bakarsan yine mağlupsun, Allah bana daha İyilerini verir diye emniyet hissedersen yine mağlupsun, bana da iyi bir şey gelmez dersen yine mağlupsun, daha evvelki geçmiş mağlupları gözden geçirir sevinirsen yine mağlup-sun, galipleri gözden düşürmeye kalkarsan yine mağlupsun, daha vakit var dersen mağlupsun, vakit tamam dersen mağ-lupsun, farkında olduğunu anlarsan mağlupsun, farkında değilmiş gibi yaparsan yine mağlupsun... Gider gider gider, her yol cehenneme gider. Her yol cehenneme gider. Cennetin yolu yoldan geçmiyor demek ki. Yola çıkıp da oraya varmak mümkün değil demek ki. Yoldaki her şey varamamak üzere, oyalamak, sanmak, kanmak üzere demek ki. Hayat bu seraba bakış demek ki. Belli ki bu işler yoldan olmayacak, o yol bu yol değil. Yol da yok. Yani düşündüğüm her şey salyangozu elimden kaydırıyor, onun merhametini benden uzaklaştırıyor. Halbuki ben ona anlık, bir şey düşünmeden tepki vermiştim. O da bunu biliyor ama benim daha sonraki , düşüncelerim salyangozumun ateşe serin tutacak kabuğunu çatlatıyor ve o ateşe beni yaklaştırıyor. Ne yapayım, söyleyin ne yapayım? Ey akılca benden önde gidenler, șu halde galibiyetin tek şartı, hiç ama hiçbir şeye göre hareket etmemek, hatta hareketin ne ve ne yone olduğunu dahi bilememek mi? Yani galip gelmek eğriyi aklından geçirmeden doğru; yü yapmak, ama bunu yaparken eğriye göz kırpmadan doğs ru içinde yol almak mı? Bu yarı şuur, yarı şuursuzluk, yarı ilham, yarı rast geliş, dünyanın yarısı ve ahretin yarısı insanin toplamı