Tasarı gerçek bir şeydi. Düşünülen şeyler yaşanm ı ş, denenmiş şeylerdi. Bir kez tasarlanı nca, göz önünde canlandırılınca artık o da diğer gerçeklerin arasında bir gerçek olurdu . . . bir daha asla yok edilemez, ama ona kolaylıkla saldı rılabilirdi.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Kitaplar, Arbelet'den bir cilt, Martineau'dan bir cilt, Lamiel, Lucien Leuwen, egotizm anıları. Biri Stendhal hakkında bir inceleme yazısı yapmayı tasarlamıştı. Kitaplar oradaydı, orada kalmıştı ve tasarı şaşkın, ürkek, madde haline gelmişti. 38 Mayıs'ı: Stendhal hakkında inceleme yazısı yapmak ahmakça bir iş değildi o zaman. Bir madde. Kirli beyaz örtüler gibi, örtülere oturmuş toz gibi herhangi bir madde. Bulanık, hareketsiz, kıpırtısız bir madde, içine sokulunması olanaksız bir varlık. Benim tasarım.
Reklam
Bir insanı, bir yeri, bir ruh hâlini, geçmiş bir yaşamı aklımızdan silmiş gibi görünebiliriz, oysa bu arada, aynı dramın yeniden sahnelenmesi için yeni bir oyuncu kadrosu seçmekte , unutmaya çabalardığımız dostun, aşığın ya da kocanın benzerini,en yakın suretini aramaktayızdır. Sonra bir gün gözlerimizi açarız ve kendimizi aynı kalıbın içine kıstırılmış, aynı öyküyü yinelerken buluruz. Başka türlü olabilir miydi zaten? Tasarım bizim içimizden geliyor. İçsel bir şey o.
Sayfa 20
Şimdi ilim de başa bela; netsine galip geldiğini bilirsen mağlupsun, galip gelişine sevinirsen yine mağlupsun, mağ-Tubiyetin galibiyet olduğunu bilirsen yine mağlupsun, mağlubiyetinle galibi küçümsersen yine mağlupsun, mağlubiyetine hiddetlenirsen yine mağlupsun, mağlubiyetine galibiyet hazırlığı gözüyle bakarsan yine mağlupsun, Allah bana daha İyilerini verir diye emniyet hissedersen yine mağlupsun, bana da iyi bir şey gelmez dersen yine mağlupsun, daha evvelki geçmiş mağlupları gözden geçirir sevinirsen yine mağlup-sun, galipleri gözden düşürmeye kalkarsan yine mağlupsun, daha vakit var dersen mağlupsun, vakit tamam dersen mağ-lupsun, farkında olduğunu anlarsan mağlupsun, farkında değilmiş gibi yaparsan yine mağlupsun... Gider gider gider, her yol cehenneme gider. Her yol cehenneme gider. Cennetin yolu yoldan geçmiyor demek ki. Yola çıkıp da oraya varmak mümkün değil demek ki. Yoldaki her şey varamamak üzere, oyalamak, sanmak, kanmak üzere demek ki. Hayat bu seraba bakış demek ki. Belli ki bu işler yoldan olmayacak, o yol bu yol değil. Yol da yok. Yani düşündüğüm her şey salyangozu elimden kaydırıyor, onun merhametini benden uzaklaştırıyor. Halbuki ben ona anlık, bir şey düşünmeden tepki vermiştim. O da bunu biliyor ama benim daha sonraki , düşüncelerim salyangozumun ateşe serin tutacak kabuğunu çatlatıyor ve o ateşe beni yaklaştırıyor. Ne yapayım, söyleyin ne yapayım? Ey akılca benden önde gidenler, șu halde galibiyetin tek şartı, hiç ama hiçbir şeye göre hareket etmemek, hatta hareketin ne ve ne yone olduğunu dahi bilememek mi? Yani galip gelmek eğriyi aklından geçirmeden doğru; yü yapmak, ama bunu yaparken eğriye göz kırpmadan doğs ru içinde yol almak mı? Bu yarı şuur, yarı şuursuzluk, yarı ilham, yarı rast geliş, dünyanın yarısı ve ahretin yarısı insanin toplamı
"Sensiz hiçbir şey olmuyor. Her tasarım her projem seninle. Bir su akıyorsa, bir bulut geçiyorsa, hep seninle. Seviyorum seni."
Sayfa 51
Evrende düzen mi var kaos mu? Belgeler Evrendeki kusursuz işleyişin ardında bir tasarımcı vardır. Bu sisteme modern adıyla "akıllı tasarım" denil- mektedir. Batı düşünce dünyasından bir düşünür olan William Paley, "Doğal Teoloji" adlı eserinde akıllı tasarım hakkında şu örneği getirir: "Bir yerde gezerken bir saate rasiadınız. Saatin içini açıyorsunuz ve içindeki tüm parçaların birbiriyle uyumlu bir şekilde çalışmak üzere tasarlandığını görüyorsunuz. Bunun iki açıklaması olabilir: Ya bilinçli bir sanatkar bu saati tasarladı ya da tesadüfler zinciri meydan getirdi. Aklı olan her insan birinci açıklamanın mantıklı olduğunu bilir.
Reklam
Reklam