"birleşince kısa devre yapan parmak uçlarımız öldü önce. sonra yeşil öldü benim için, sonra kahverengi.
sonra ilk öpüştüğümüz yeri kalbinden bıçakladılar. on iki yıl geçti, susmak ne kısaymış. sen, böyle ne güzel sonsuza kadar susalım diyorsun. sonsuzluk bir gün herkesle konuşur sevgilim, bunu da biliyorsun. sen gittin ve herkes ölmeye başladı."
her şeyi anlamak zorunda değiliz. kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç? bir dalgıç nasıl siler gözyaşlarını? kederli günlerde bağlanmaya daha açık oluyor insan. ama zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir? bizi bir araya getiren sebepler, ayıran sebeplerle aynı."
"bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken
görmüştüm onu. alakasız yerlerde ıstırap çekmek istırabı ikiye katlar. bir mezar başında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz."