Gülay Akgül, bir alıntı ekledi.
4 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gizlilik aşkın en tatlı şekli, en heyecanlısı.

Yüzen Bahçe, Refik Halid KarayYüzen Bahçe, Refik Halid Karay
poena, bir alıntı ekledi.
11 dk.

Kırlara çıkınca o sıralar epeyce bildiğim şiirleri yüksek sesle ezberden okumaya başlardım. Damarlarımda kan kıpır kıpır, yüreğimde hiç sebep yokken tuhaf, tatlı bir sızı vardı... İçimde ürkek bir bekleyişle, hep aynı hayaller çevresindeydim. Bu duyguların verdiği hüznün etkisiyle bazen gözlerimin yaşardığını saklamayacağım.

Ama yaşama, coşma isteği baharda fışkıran taze yeşillik gibi, bu şairce hüznü bastırıyordu.

İlk Aşk, Ivan Sergeyeviç Turgenyevİlk Aşk, Ivan Sergeyeviç Turgenyev

Deli Yar-4
Mecnunun olayım kurak çölünde
Aklımı başımdan aldın deli yar
Adımı destan et tatlı dilinde
Beni hülyalara saldın deli yar

Umudum her şeyim sensin bilesin
Ben her gün ağlarım sen hep gülesin
Aşkınla kalbimi bine bölesin
Şu deli gönlüme doldun deli yar

Sevdanın tadını sende almışım
Bir seni sevmişim senin olmuşum
Huzuru ve aşkı sende bulmuşum
Aklımda çakılı kaldın deli yar

Aynalar utanır güzel yüzünden
Lügatler utanır tatlı sözünden
Geçerim uğrunda bahar yazımdan
Bir anda gönlüme daldın deli yar

Nadire Türkmen, bir alıntı ekledi.
28 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sapiens
"30 bin yıl önce yaşayan sıradan bir avcı toplayıcının tek bir tatlı yiyeceğe erişimi vardı: olgunlaşmış meyve. Bir Taş Devri kadınının incirlerle dolu bir ağaç gördüğünde yapacağı en akıllıca şey, bunlardan olabildiğince fazla yemekti, ta ki o yöredeki bir babun grubu ağacı ele geçirene kadar. Yüksek kalorili yiyeceklerle tıkınmak bu yüzden genlerimize kazınmıştır. Bugün çok katlı apartmanlarda ağzına kadar dolu buzdolaplarıyla yaşıyor olabiliriz, ama DNA'mız hâlâ savanda yaşadığımızı zannediyor. Işte bu yüzden bizim koca bir kap dondurmayı kaşıklamamızı ve bunun yanında da jumbo boy kolayı hüpletmemizi sağlayan şey budur."

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 53 - Kolektif)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 53 - Kolektif)
Nazlı, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Yeryüzünde sevenlerden daha kötü durumda olan biri yoktur.
Arzunun tatlı lezzetini bulduğunda,
O aşığı ağlarken görürsün her an;
Ya iştiyakından yahut da ayrılık korkusundan...
Kavuştu mu, ayrılma korkusuyla ağlar,
Ondan uzak kaldı mı, şevkinden ağlar.
Evet, aşığın gözleri, sevgilisinden ayrıldığında da yaşla dolar,
Ona kavuştuğunda da.

Aşkın Gözyaşları 1 - Tebrizli Şems, Sinan YağmurAşkın Gözyaşları 1 - Tebrizli Şems, Sinan Yağmur

~Tatlı Cadı●●
Yarın öleceğimizi bilsek, tüm kırgınlıkları unuturuz; ama biz sonsuza kadar yaşayacakmış gibi kırıcı ve gururluyuz.
Umudunu yitirme şu hayatta bir şeyin bitişi, her zaman başka bir şeyin başlamasına sebep olmuştur.

Nyks, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsan suçlamak istedikten sonra her şeyi suçlayabilir. Şartları suçlar, kaderi suçlar, yaptıkları için kendisini, yapamadıkları için karşıdakini ve bu kompozisyonu dizayn ettiği için Tanrı'yı. Tatlı ama zararlı bir alışkanlıktır suçlamak, bir kez başlandı mı önü alınamayan.

Z Raporu, Ali Lidar (Sayfa 57)Z Raporu, Ali Lidar (Sayfa 57)

Oscar Wilde, yaşadığı çağda değeri bilinmeyen ve sonradan anlaşılan bir diğer önemli yazar. Tıpkı bu durum gibi bende onun kitabını bugüne kadar ne biliyor ne de duyuyordum. Kitaba geçmeden önce yazar hakkında birkaç bilgi vereyim. Oscar Wilde kısa yaşamında yazdığı tek roman Dorian Gray'in Portresidir. Kendisi ayrıca estetikçiliğin mucidi olmasada estetikçilik dediğimizde ilk onun adı gelir aklımıza. Sanat sanat içindir diyen arkadaş budur işte. Ona göre sanatın bi işlevi yoktur, sanat sadece zevk almak veya tatmak için kullanılan bi araçtır. Ne politika, ne etik, ne ahlak... Sanatı sadece yaşattığı güzellikler için kullanırız, der kendileri.
Tıpkı bu düşünceleri gibi Dorian Gray'in Portresi'nde de olaylar böyledir. Sanırım Faustus'tan sonra böyle hayran kaldığım ilk kitap, benim için büyük bir değeri var. Kitabı ayrıca Hulusi Kentmen'in sesinden YouTube üzerinde Sesli Tiyatro olarak dinleyebilir, daha da tatlı hale getirebilirsiniz. En genel haliyle kitap sanatın ölümsüzlüğünü anlatır, ama bu sefer olay farklıdır. Portresi Basil adında bir sanatçı tarafından yapılmış olan genç Dorian bir dilek diler, dileğinde portresiyle yer değiştirmesini ister. Çünkü bilir ki Lord Henry'nin de söylediği gibi, yaşamın en önemli zamanı gençliğidir insanın, ne zamanki alnında hayatın acı kırışıkları gelirse, o zaman pişman olursun. Bu yüzden Dorian keşke portrenin yaşlanıp kendisinin hep aynı kalmasını ister. Aynı zamanda Lord Henry ona göre bir daha ve filozoftur. Bu size değişkenlik gösterebilir çünkü Lord Henry çok konuşur, bazen boş konuşur bu yüzden eleştiririz.Neyse Dorian'ın istediği de olur fakat bundan hep korku duyar. Portre gittikçe yaşlanmakta ve ayrıca Dorian'ın yaptığı kötülükleri yansıtmaktadır. Bundan kurtulması için portreden kurtulması gerektiğini çok çok sonra fark eder. Fakat sorun aslında kendisidir Dorian'ın. Bu yüzden portreyi bıçaklamayı düşünür, ama eğer bu vicdanın kurtulmak istiyorsa portreyi değil, kendini yok etmeli insan, öyle de olur. Çünkü romanda Dorian başta zarif, herkesin taptığı bir tanrı gibi olan genç yakışıklı, centilmen bir adam iken - fark ettiyseniz onu sadece güzelliğiyle tasvir ediyoruz- etrafındakilerin onu kibirlendirmesi onun hatalar yapmasına yol açar. Önce aşık olur ve o kadına kötü davranıp onun intiharına sebep olur ve bundan pekte pişmanlık duymaz. Sonrasında en yakın arkadaşı ve portresinin sahibi olan Basil'i bıçaklayarak öldürür ve bundan da pek suçlu hissetmeyip onu ortadan kaldırır. Yıllar geçer güzelliği hep aynıdır, her yaştan sevgilisi olur ve hala Lord Henry'i dinlemektedir. Portre gittikçe onu çıldırtır ve bir noktada Dorian'ın sonunu getirir, yada kibir mi demeliydim ?

William Shakespeare
Merhamet ısmarlama olmaz
Tatlı bir yağmur gibi gökten düşer
Verene de alana da faydalıdır...