Yaşamda biraz gizem var -onları yazmıyorum. Biraz da başka şeyler var -onları da yazmıyorum.
Evet, hiçbir şey yapmıyorum; çünkü yeteneklerimi harcamak istemiyorum - daha fazla da zorlamayın; bırakıyorum işte.
........................................................................................
Bir büyük oyun var etrafımda oynanan; bir de küçük benim oynadığım. Yine de ayaktayım çoğu zaman. Hiçbir şeye inanmıyor, yine de yaşıyorsam, bu oyun değil de nedir?
Belgesel fotoğrafın, bir kanıt olarak nesnel ve tarafsız olduğu söylenemez. Fotoğrafçının hayata baktığı yerden kurduğu anlatıyla gerçeğin bir görünümüne tanıklık ederler. Bu tanıklık evrensel değerlerin temellerini esas alıyorsa, etik kaygıları varsa, fotoğrafçının güvenilirliği ve saygınlığıyla güçlenerek yaşamda bir yer, bir karşılık bulur.
Fotoğrafçı, yalnız başına yürüyerek kent cehenneminde keşfe çıkmış gibi dolanan, merakını çelen her köşeye sezdirmeden sokulan ve aklına esen yerlere girip çıkan kişilerin, keza şehri şehvet dolu aşırılıkların yaşandığı bir manzaraymış gibi keşfeden dikizci gezginin silahlı versiyonudur. Başkalarını seyretmenin ve empati kurmanın ustası olan flâneur, dünyaya resimsel bir gözle bakar.