Ve bu yüzden yazı yazan insanlar onlara endişe verirdi. Çünkü yazı anı dondurur, bir mekana yerleşir, yaşananın fotoğrafını çekerdi. Söz ise geçiciydi, mekansızdı.
Gerçeği öğrenmek yas tutmaya benzer, o gerçeği sindirmenin, anlamanın yası. Onu öğrendikten sonra, yaşadığın hayatın ne kadarının sahte, ne kadarının gerçek olduğu ile yüzleşir , epey dağılırsın.