Şimdiki durumumuza bakılınca aslında, 1918'de eski silahlarımızı ellerimizden zorla çekip alanlar hepimize iyilik etmiş oldular. Bu sayede ordumuzu en temelinden yeniden kurmak zorunda kaldık ve yalnızca dünyanın en büyük değil, aynı zamanda en modern ordusunun yoktan var ettik.
Zengin insanlar çoğunlukla fazla ahlakçı olurlar. Ya da en azından öyleymiş gibi yaparlar. Elbette kaderleri, ahlak düşkünü olmalarını da nispeten kolaylaştırır zira onların için her şey yoksul insanların hayatında olduğundan çok daha kolaydır. Barış ve düzen için çabalarlar çünkü ancak böylesi ortamlarda kazanmaya devam edebilirler.
Bizler eylemlerimizi, kendimizi daha üstün gördüğümüzden yapmıyoruz, hayatta kalmak için buna mecbur olduğumuzdan yapıyoruz. Olanların ne İngilizler ne de Almanlar açısından ahlakla ilgisi var.
İngilizler bu sıralar politikada ahlaklı olmaktan söz ediyorlar. Kendileri ihtiyaçları olan her şeye sahip. Ahlaklı davranmanın politik arenada pek de önemsenmediği dönemlerde kendi imparatorluklarını kurabildiler zira. Şimdi de o büyük imparatorluklarını ahlak kisvesinin ardına saklayarak korumaya çalışıyorlar.