▪"Felsefe kitabı kategorisinde bir kitapmış, ya sıkıcıysa?" diyerek aldığım ve bir hayli yanıldığım bir kitap. Hem eğlenceli hem de sürükleyici, benim çok sevdiğim kitaplardan biri oldu.
▪Yaşamında mutluluğu tam olarak bulamamış ve bu yüzden bir arayış ile yola çıkmış genç bir psikiyatrın sürükleyici ve eğitici hikayesi. Bizlere mutlu olmamız için aslında çok da zor adımların olmadığını ve mutluluğun adımlarını tek tek bularak bilge kişiden aldığı öğütlerle anlatan bir Hector.
▪Çok severek bir solukta okuduğum bir kitap oldu. Elbette kitaptan o önemli mutluluk derslerini ben de not aldım ve düşündüm de ne haklı bizim Hector, aslında hiç de zor değilmiş ya mutlu olmak! Eminim ki sizler de severek okursunuz.
Keyifli okumalar!
Öncelikle demek istediğim şey *ŞAŞKINIM*. Bu kitap hakkında hiç paylaşım yapılmaması, okunma sayısının az olması beni cidden şaşırttı.
Çok değerli bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okuduğum bir kitap, Denizden Gelen Mektup. Yıllar önce kendisi okuyup çok etkilenmiş ve kitabı asla unutmamış, ve yıllar sonra benimle tanışıp bana tavsiye etmişti. Ben de bu kitabın ilk basımını kitaplığımda ondan bir hatıra olarak hep saklayacağım.
Kitaba gelecek olursak, Nicholas yapmış yapacağını diyorum başka bir şey diyemiyorum, beni o denli etkileyen bir kitap oldu. Hiç bitmeyen aşkı ile Garrett, Garrett’ın mektuplarından etkilenip ona aşık olup aşkının peşine düşen Theresa, Garrett’ın unutmadığı aşkı Catherine. İçerik hakkında çok fazla bir şey yazmak istemiyorum ki bu güzel eseri kendiniz okuyup etkisine kapılabilesiniz. Özetle:
Bir denizci olan Garrett yıllar önce eşi Catherine'i kaybeder. Eşi vefat ettikten sonra üzüntüsünü kimselerle paylaşamayan, hayatına yeni birini almayı hiç düşünmeyen Garrett eşine mektuplar yazar ve denize atar. Bir gün bu mektuplardan biri bir kıyıya vurur ve o sırada oradan geçen Theresa şişeyi bulur. Mektubu okuyan gazeteci Theresa çok etkilenir ve bunu köşe yazısında mektuptaki isimleri değiştirerek paylaşır. Mektuptan etkilenen halk Theresa’ya mektuplar yazarlar ve aramalar yaparlar. Herkesin aklında tek bir soru vardır: Kim bu denli aşık olan, böyle etkileyici mektuplar yazan adam? Bu sorunun cevabı peşine düşen Theresa bir şekilde adamın yaşadığı yeri bulur ve gider onunla tanışır, tabi bu tanışmada bazı şeyleri açıklamaz.
Sonunu bir o kadar merak ederken bir yandan da bitmesini istemediğim için oldukça yavaş okumaya çalıştığım bir kitap olan Denizden Gelen Mektup’u bana tavsiye ettiği için değerli arkadaşıma teşekkürü borç bilirim, ve tabi
Evden çıkıp gitmen gerekmiyor. Masa başında kal ve beni dinle. Beni dinlemesen de olur, yalnızca bekle. Beklemesen de olur tamamen sessiz ve yalnız ol. Dünya maskesini düşürmen için kendini sana sunacaktır; elinden başka bir şey gelmez, çekiciliğe kapılmış, ayaklarının dibinde kıvranacaktır.