8/10
·206 syf.·
2019 6. kitabı
Bu kitap hakkında yazmadan önce düşünüp durdum yoksa yazmasam mı diye. Ele alacağım kitap öylesine acayip bir eser ki Yapı Kredi Yayınları bile kategori olarak “Anlatı” yazmış kitabın kapağına. İşin daha da acayibi, kitabın başında kırk sayfayı aşkın bir önsözün bulunması. Yaklaşık yüz altmış sayfalık bir kitaba bu kadar ne söylenmiş olabilir ki dedim. Sonra her şey yerine oturdu. Elime aldığım öyle sıradan bir kitap değil; boyumu fazlasıyla aşıyor; bakalım yüzebilecek miyim? Yüzmeden önce, önsöz yardımcı oluyor fazlasıyla. Italo Calvino ile tanış oluyorsunuz; onun sıradan bir edebiyatçı olmadığını görüyorsunuz; her şeyi birbirine katıp bir anlamda daha yüce bir şeylere ulaşma derdi var kavradığım kadarıyla. Önsözde de felsefi seviyede edebiyat kavramının uzadıya irdelendiğini görüyorsunuz. Bu anlamda ben bu irdelemelere çokça yabancı kaldım. Yakın olmadığım, idrak de edemediğim bir perdeden konuşuluyor gibi geldi bana. Kristal kelimesini her gördüğümde iyice kaybolduğumu hissettim. Yine de kitabın arkasında yazan “Kitap bir alan; okur içine girmeli, dolanmalı, belki kendini kaybetmeli, ama belli bir noktada bir çıkış hatta birçok çıkış bulmalı. Kitap, dışarı çıkabilmek için bir yola koyulma olanağı.” sözünden ilhamla kaybolmuşluğumu umursamadan devam ettim. Anlatı beni Marco Polo ve Kubilay Han ile karşılaştırdı. Basitçe açıklamak gerekirse; bu anlatı engin bir imparatorluk sahibine yazılmış bir gezi kitabı. Bu vesileyle Kubilay Han imparatorluğunu tanıyor. Anlatıdaki kentlerin asıl ilhamının Venedik olduğu söyleniyor; Venedik’e gitmemiş biri olarak bile bunu sezebiliyorum. Tasvirlerde özellikle herkesin az çok kafasındaki Venedik’i hatırlatacak bir sürü öge var. Su kanalları, heykeller, evler… Edebiyat, her sanat dalının az çok çabaladığı üzere insanı anlamaya
Görünmez KentlerItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 20263,220 okunma