Bünyamin Müftüoğlu, bir alıntı ekledi.
11 dk.

"Kurban Bayramı sabahı annem yemekleri pişirip ahıra inekleri sağmaya gitti. Ben o zamanlar 8, abim ise 9 yaşındaydı. Biz evde oyun oynarken, kapıya üç Sovyet Askeri geldi. Askerler annemi ve babamı sordu. Ahırda ineklerin yanında olduğunu söyledim. Gidip çağırmamı istediler. Annemi çağırdığımda askerlerden oldukça tedirgin olmuştuk, sabırsızca bekliyorlardı çünkü. Nitekim üç saat içerisinde Batum’u terk etmemiz gerektiğini söyleyerek gittiler. Annem, perişan olmuştu, üzüntüsünden ne yapacağını bilemedi. Sadece ağladığını görüyordum. Biz ne yapacağız diye dövünmeye başladı. O zaman babam yanımızda değildi. Çalışmak için Çoruh’un diğer tarafındaydı. Çoruh nehri, Batum için sınırdı. Annem bir başımıza ne yapacağız telaşına kapıldı; çünkü evimiz çok tepedeydi. Makine(araba) yoktu. Annem, ağlamaklı yolda lazım olacak ve taşıyabileceğimiz kadar bir şeyler hazırlamaya koyuldu. Bir yatak, bir yastık ve yorgan, 15 kilo kadar da un hazırladı. Hepsini sırtımıza yükleyip evimizden ayrıldık. Yolda giderken Gürcü kadınlara rastladık. Anneme nereye gittiğimizi sordular. Annem, bizi buralardan çıkarttıklarını söyledi. Gürcü kadınlar, yanımıza yiyecek alıp almadığımızı sordular. Gelin gitmezden evvel size biraz yardım edelim dediler. Mısır ve un başta olmak üzere taşıyabileceğimiz kadar gıda aldık. Sonra Çoruhun ağzına geldik. Burası ana- baba günüydü. Her taraf insan kaynıyordu. Bizle birlikte Ahıskalı Türkler de yurtlarından çıkarılmıştı. 7 vagon vardı. Hepsi insanlarla doluydu. Nereye gideceğimizi bilmiyorduk. Babam ise arkamızda kalmıştı. Bizi trenin yanına getirdiler. Bizim bineceğimiz vagonda hayvanlarda bağlıydı. Tam 7 vagon insan Türk, Kürt üst üste trenlere bindirilmişti. Yaklaşık 20 gün terenle seyahat ettiğimizi hatırlıyorum. Sonra da bizi gelip buralara attılar”

Batum'dan Orta Asya'ya Bir Yol Hikayesi, Adem Sağır (Sayfa 51 - Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Hacer Uzunoğlu ile Kişisel Görüşme)Batum'dan Orta Asya'ya Bir Yol Hikayesi, Adem Sağır (Sayfa 51 - Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Hacer Uzunoğlu ile Kişisel Görüşme)

Eskiden yeterdim kendime artardım bile, Şimdi ne yapsam nafile ..! Ve kim demiş 'can eskimez ' diye Bu Can tedirgin tende Canda eskimiş bende...Bedri Rahmi Eyüboğlu

Eskiden yeterdim kendime
Artardım bile.
Şimdi ne yapsam nafile!!
Ve
Kim demiş ‘can eskimez’ diye
Bu can tedirgin tende
Can da eskimiş
Ben dee..
Bedri Rahmi Eyüboğlu

Ayrılık Sevdaya Dahil

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili
Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
Su tozları yağıyor üstümüze
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
Karanlık çöktü denize
Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı
Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ

Karanlık, bir alıntı ekledi.
Dün 09:59

Bir insana duyulan sevginin çaresizlikle kesiştiği anlar, hep aynı. Boşa konuşmak, aşkta da ölümde de, hepsi bir. Umut biter, sadece sözler kalır, kırık dökük, yaralı, tedirgin, gücenik. Hiç söylenmese de olacak, hiç söylenmese sonradan çekilen azapları da daha az olacak.

Müptezeller, Emrah SerbesMüptezeller, Emrah Serbes
lilâ, bir alıntı ekledi.
25 May 03:51

Hız telâşı tedirgin etti iç sistemimizi. Belki "en iyisi yürüyerek gidilir yaşamaya."

Batı Notları, Nuri Pakdil (Sayfa 58 - Edebiyat Dergisi Yayınları)Batı Notları, Nuri Pakdil (Sayfa 58 - Edebiyat Dergisi Yayınları)
Dolunay, bir alıntı ekledi.
25 May 00:16 · Kitabı okuyor

Bu, beni tedirgin ediyordu; neden soru sormak kötü bir şeydi ? Sözcükler benim için gizli bir anlam kazanıyordu ve mahsus her defasında değiştirerek söylüyordum.

Çocukluğum, Maksim Gorki (Sayfa 28)Çocukluğum, Maksim Gorki (Sayfa 28)
Osman ulger, bir alıntı ekledi.
 24 May 23:35 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bütün günüm tedirgin bir beklemeyle geçiyor : gelecek mi , gelmeyecek mi ? Ne gelecek ? Bilmiyorum . Adını koyamadığını bir şeyden korkuyorum . Soyut bir korku içimi dolduruyor . Bu korkuyla uyanıyorum ve bekliyorum . Belki korkularım sayılamayacak kadar çok .

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 598)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 598)
Nazmiye Barut, bir alıntı ekledi.
24 May 21:03

İnsan, en sevdiklerinden birini bile toprak altına göndermişse; mezarlıklar gözüne ev gibi görünür artık: Eskisi gibi tedirgin olmaz oraya giderken.

Babam Beni Şahdamarımdan Öptü, Ozan Önen (Sayfa 22)Babam Beni Şahdamarımdan Öptü, Ozan Önen (Sayfa 22)