İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıkları.
İnsan ve Duygular
Ne güzel demiş....
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. Bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. Beni uyandır. Oğuz Atay
Edebiyat
Reklam
Kılıç Ali ile Mustafa Kemal Atatürk Sakarya Savaşı sonrasında Çankaya’da yapılan bir akşam sohbetinde Atatürk, çevresindekilere geleceğin Türkiye’sini anlatıyordu. Masadakiler arasında Kılıç Ali de vardı. Atatürk bir ara haritayı açıp şöyle dediği aktarılır: “Bir gün gelecek, bu memlekette fikri hür insanlar yaşayacak.” Kılıç Ali, Atatürk’ün o gece saatler boyunca eğitimden hukuka, kadın haklarından ekonomi politikalarına kadar Cumhuriyet’in geleceğini anlattığını söyler. Sohbet bittikten sonra Atatürk ona dönüp: “Asıl savaş şimdi başlıyor.” demiştir. Kılıç Ali daha sonra anılarında, Atatürk’ün askerî zaferlerden çok “çağdaş bir toplum kurma” düşüncesine önem verdiğini özellikle vurgular. Bir başka bilinen anıda ise, Atatürk halkın arasına karışmayı severken Kılıç Ali sürekli güvenlik kaygısı yaşar. İstanbul’da kalabalık bir gezide Kılıç Ali tedirgin olunca Atatürk gülerek: “Millet beni korur Kılıç!” der. Bu söz, Atatürk’ün halkla kurduğu güven ilişkisini anlatan meşhur anlatımlardan biri hâline gelmiştir.
Hiç kimseyi tedirgin etmemişimdir ben, biliyor musun? İçimdeki geceyi bile...! Edip CANSEVER
Tanıdım Seni
seni yalnızlığından tanıdım kirpikleri kırık çocuk çiğneyip durduğun dudaklarından. gözlerin küllenmiş yangın yeriydi bir eylül göğünün bulut kümeleri donuk bakışlarında; hüznün nasıl da benziyordu benim ilkgençliğime ellerinden tanıdım seni yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden. bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu -anılardan anılara ince çizikler…- yüzün bir türkü sonrasının kederli dalgınlığında; güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum ağıt gibi bir alay dudak uçlarında gücenik duruşundan tanıdım seni. seni kendimden tanıdım çocuk; yüreği sürekli çiğnenen bir yol gövdesi acılardan acılara köprü… biraz öfke, biraz umut, çokça onur olan kendimden. eğildim öptüm yıkık alnından uzaktın, kıyamadım sessizliğine biraz daha dedim içimden, biraz daha; gün olur, onuru güzel çocuk acı da yakışır insanın yüreğine. Şükrü Erbaş
Şiir
Topraktan çömlek gibi tedirgin halim.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam