Denizin derinlikleri her ne kadar bilinmezliklerle dolu olsa da, insanı tedirgin ediyor olsa da galiba benim için en huzur bulduğum an denizi izlediğim an olarak ilk sırada yerine almaya devam edecek. Bu tıpkı bir insanı sevmek gibi. Derinlikleri ve bilinmezlikleri her ne kadar korkutucu olsa da sevmeye devam edersin ya…Bu da tıpkı onun gibi…Ondan vazgeçemeyip sevmeye devam etmek gibi…Ondan uzaklaşamamak gibi ne kadar istesen de ondan gidememek gibi…Çünkü onda sana ait bir şeyler olduğuna, seni sen olduğun gibi kabul edeceğine inancının tam olması gibi… SO
Duygu ve Düşünce
Nasıl bir his
Mesela acı çekmeden sevmek nasıl bir his Korkmadan dolu dolu sevmek nasıl bir his Kalbinin en mutmain haliyle seviyorum demek nasıl bir his Dönüp dönüp yüzüne baktığında kendi yüzünün aydınlanması nasıl bir his En tedirgin olduğun anda aklına gelmesinin verdiği güven nasıl bir his Sabah uyandığında aynada asıl seni görmek nasıl bir his Yürürken gördüğün bir şeyin onu sana sızıyla değil de yüzünle beraber kalbinin de güldüğünü hissederek anımsatması nasıl bir his Endişesiz hayaller kurmak, elbette o işin de üstesinden gelirim dedirten güç nasıl bir his Sevgiyi ve birini sanki hayatın yıllardır böyleymiş gibi hayatının akışına katmak nasıl bir his Nasıl bir his dünyada sana ben de varım dedirtecek his.
Reklam
silah atılmıyor güvercin şakırtısıdır şafakta yaldızlanan şadırvanda su ıhlamurlarda ezan Görkemli bir namaz uğultusu heyhat hamzabey cami-i şerif'inden kim kaldı kim kaldı eski selanik'ten Laternalar sustu sürahiler tenha tek kibrit çakılmıyor kim kaldı ittihat ve terakki'den o jöntürkler ki - `hariçten evrak-ı muzırra celbederlerdi' - o fedailer ki barut öksürürler sakal tıraşları mavi kırmızı bıyıkları biber kim kaldı müdafaa-i hukuk cemiyeti'nden avcı ceketi körüklu çizme astragan kalpak bazen `ittihatçı' hafif `iştirakiyun' öfkeli kaşları salkım saçak kumral bıyıkları mahzun hani felaket tütün içerler ceplerinde idam fermanları bellerinde Söğüt yaprağı bıçak
Ne güzel demiş....
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. Bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. Beni uyandır. Oğuz Atay
Edebiyat
Kılıç Ali ile Mustafa Kemal Atatürk Sakarya Savaşı sonrasında Çankaya’da yapılan bir akşam sohbetinde Atatürk, çevresindekilere geleceğin Türkiye’sini anlatıyordu. Masadakiler arasında Kılıç Ali de vardı. Atatürk bir ara haritayı açıp şöyle dediği aktarılır: “Bir gün gelecek, bu memlekette fikri hür insanlar yaşayacak.” Kılıç Ali, Atatürk’ün o gece saatler boyunca eğitimden hukuka, kadın haklarından ekonomi politikalarına kadar Cumhuriyet’in geleceğini anlattığını söyler. Sohbet bittikten sonra Atatürk ona dönüp: “Asıl savaş şimdi başlıyor.” demiştir. Kılıç Ali daha sonra anılarında, Atatürk’ün askerî zaferlerden çok “çağdaş bir toplum kurma” düşüncesine önem verdiğini özellikle vurgular. Bir başka bilinen anıda ise, Atatürk halkın arasına karışmayı severken Kılıç Ali sürekli güvenlik kaygısı yaşar. İstanbul’da kalabalık bir gezide Kılıç Ali tedirgin olunca Atatürk gülerek: “Millet beni korur Kılıç!” der. Bu söz, Atatürk’ün halkla kurduğu güven ilişkisini anlatan meşhur anlatımlardan biri hâline gelmiştir.
Hiç kimseyi tedirgin etmemişimdir ben, biliyor musun? İçimdeki geceyi bile...! Edip CANSEVER
Reklam
Reklam