Baristanın kahvesine güvenip tadım ikram etmesi ve beğenmediğini söylemekle söylememek arasında geçen o tedirgin an.
Piç sensin piç donat,gururum yaaaa
Bir şekilde fırsatını bulup o kırmızı odaya girmeliydim. Sonat o odayı bu kadar iyi koruyorsa belli ki orada görmemi istemediği bir şey vardı. Eğer ona yakalanmadan kırmızı odaya girmeyi başarırsam belki Beşir’le ilgili bir şeyler bulabilirdim. Sonat’ın evine taşınmamın tek nedeni annem ve Gurur’a iyi bir ders vermek değildi, aynı zamanda Beşir’in nerede olduğunu bulmalıydım. Sonat yanımda otururken kolunu omzuma atınca tüm bedenim gerildi ama tepki vermemeye çalıştım. Zorla elime tutuşturduğu kadehi gösterip hafifçe tebessüm etti. “İçkini hiç içmemişsin.” İçkiden nefret ettiğimi bilmesine rağmen her ortamda bana bir kadeh uzatması dayanılacak gibi değildi. Onun evinde içecek kadar aptal değildim, Sonat çoğu konuda bana hiç güven vermiyordu. “Alkol tüketmiyorum.” Kadehi sehpanın üzerine bırakma bahanesiyle ayağa kalkıp onun temasından kurtuldum. “Uykum geldi, hangi odada kalacağımı gösterir misin?” Bilerek ondan uzaklaştığımı anlamıştı. Tüm keyfi kaçtığında duvardaki saate bakıp bana döndü. “Saat daha on, uyumak için çok erken değil mi?” “Bugün yaşadıklarım benim için hiç kolay değil.” Yalandan esneyip uykum gelmiş gibi davranmaya başladım. “Biraz uyuyup dinlenmek istiyorum.” “Pekâlâ.” Başını hafifçe sallayarak ayağa kalktı. “Odamda rahat edeceğine eminim.” Omuzlarımdan başlayıp tüm bedenime ulaşan soğuk bir hisle kaskatı kesildim. “Odanı bana vermene gerek yok, başka bir odada kalabilirim.” Gözlerindeki sıcak ifadeyle yanıma gelip elini belime koyduğunda yine tedirgin olmuştum. Sürekli bana dokunması sinirlerimi bozuyordu. Belimi tutarak beni kapıya doğru yönlendirirken sık sık bakışları bana kayıyordu. “Evimde rahat etmeni istiyorum, odamda kalabilirsin.” “Sen nerede kalacaksın?” “Seninle aynı odada.” Anlamadım? Adımlarım durduğunda sırtımdaki eli bir ateşe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Kendimize benzeyenleri arayıp bulmak isteriz. Bize benzemeyenler bizi tedirgin eder. Onlarla iletişim kurmak istemediğimiz gibi, bunu nasıl yapacağımızı da bilemeyiz."
#edipcansever'den
"Benim yüzüm budur sanıyorum, Çirkin mi diyorum, değil korkulu. Tarife göre bir atımlık tedirgin, Gününe göre azıcık anlaşılmaz. Geceye sorarsanız bir yere yolcu..."
Şiir
Psikolojide insanı en çok değiştiren şey, yaşadığı acılar değil; o acılardan sonra neyi normal sanmaya başladığıdır. Çünkü insan her şeye alışır. Sürekli kırılmaya alışır. Hep geçiştirilmeye alışır. Yalnız bırakılmaya, değersiz hissettirilmeye, çabalarının görülmemesine bile alışır… Ve bir süre sonra artık canı yanmamaya başlar. İşte en tehlikeli nokta tam da budur. Çünkü insan bazen iyileştiğini sanır. Oysa sadece hislerini susturmuştur. Psikolojide buna benzer bir durum vardır: Bir şeyi uzun süre yaşarsan, zihnin onu “normal” kabul etmeye başlar. Bu yüzden bazı insanlar sevgisiz büyüdüğü için ilgiyi garip bulur. Bazıları sürekli yargılandığı için kendisi olmaktan korkar. Bazıları da hep mücadele ettiği için huzur geldiğinde bile tedirgin olur. İnsan en çok da alıştığı şeylerin içinde kaybolur. Bu yüzden bilinçlenmek; sadece kendini tanımak değildir. Neye sessiz kaldığını fark etmektir. Seni neyin yorduğunu, neyin eksilttiğini, neyin içten içe tükettiğini görebilmektir. Çünkü bazı insanlar seni bir anda mahvetmez. Sadece seni yavaş yavaş kendinden uzaklaştırır. Ve insan bazen başkalarına verdiği anlayışı, sevgiyi, sabrı… Kendisine hiç vermediğini çok geç fark eder.
DİN ADAMI ANKHU'NUN BOZUK DÜZENDEN YAKINMASI
Olup bitenler çileden çıkarıyor insanı: Memleket baştan başa azapla kıvranıyor, Yıldan yıla büsbütün allak bullak... Bir öncekini aratıyor her geçen yıl. Kargaşalık var ülkede, yıkımın eşiğindeyiz. Kapı dışarı ettiler adaleti, Haksızlık kol geziyor hükümet çevrelerinde. Tanrıların taşanları karman çorman, Tanrı buyruklarına aldırış eden yok. Memleketin durumu berbat, Ne tarafa baksak çile, Halk yas tutuyor kentlerde de, taşrada da... Millet yoksulluktan perişan, İnsanlarda ne saygı kaldı, ne sevgi. Huzur sultanları bile ter ter tepiniyor. Gün doğunca baş çeviriyoruz Gece olanları görmemek için. Olup bitenler, çileden çıkanyor insanı: Dertler tümen tümen geliyor bugün. Yarın ızdırapların seli kopup gelecek. Memleket baştan başa tedirgin, Ama ağzını açıp tek kelime söyleyen yok. Eski Mısır'dan Şiirler Talat Halman
Alıntı