"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
bir yazgının karşısına dikilip ona adını soracak kadar mağrur, bir uçurumun kenarında durup aşağıya değil de göğe bakacak kadar toy, ve kırılmanın yalnız eşyalara mahsus olduğunu sanacak kadar çocuktum
O yükü sen seçmedin... Üzerine devirdiler. Sessizce sırtladın, sen taşıdıkça seni de yükü de unuttular, taşımaktan yorulunca kızdılar, çok sonra, iş işten geçtikten sonra fark ettin ki o yük aslında hiç sana ait değildi…