Yalnızlık kaderini kabullenmek, bir yenilgiyi değil, aksine kişinin kendi içine yaptığı en derin yolculuğu başlatmasıdır. İnsan, çevresindeki kalabalıklara ihtiyaç duymadan da tam olabileceğini anladığında, bu durumu bir mahkumiyetten çıkarıp kendi özgürlüğüne dönüştürür. Kaderin getirdiği bu tek başınalık, insanın kendi ruhuyla tanışması, yaralarını kendi elleriyle sarması ve dış dünyanın gürültüsünden uzaklaşarak içsel sessizliğinde huzuru bulması için eşsiz bir fırsattır. Bu kabulleniş, başkalarının onayına veya varlığına muhtaç kalmadan, kendi kendine yetebilmenin o sarsılmaz gücünü beraberinde getirir.