Aramızda Martin Eden olarak doğan ve daha sonra kendini keşfedemeden halkın arasına karışmış insanlar olabileceğini sanıyorum… Oysa Martin keşfede keşfede artık kendine bu dünyada bir yer bulamaz olmuştu. Sonu hakkında ipucu vermeden nasıl bir inceleme yazacağım bilemedim ama spoiler yemek istemiyorsanız buradan sonrasını okumaya devam etmemenizi öneririm. Romanımız zengin kız fakir oğlan hikayesiyle başlasa da sonu öyle toz pembe bitmiyor, maalesef. Martin’ in
Ruth gibi korkak bir yüreğe yanması en trajik kısmıydı kitabın. Dönemin aristokrasisini, ikiyüzlülüğünü, sefaleti, yoksulluğu ve cehaleti, sosyalizmi ve hatta karşısındaki kurulu düzeni çok isabetli eleştiren bakış açısıyla gerçekten hiç bir kesime de ait olamadı. Hem aşktan, hem insanlardan yana hayal kırıklığı yaşadığı için kazandığı şanı şöhreti ve parayı değerli bulmadı. Herneyse,intihar güzellemesi yapacak değilim ama şu dünyanın çirkinliğini çok asil bir şekilde protesto etti aslında Sevgili Martinciğim. Üzülmedim değil ama onun o kırgınlığıyla ben de bir öldüm dirildim, çok acı çektiğini hissettim. Bir denizci çocuk denizine kavuştu, güle güle Martin.