Kitabın kalınlığını görünce insan bir şok olmuyor değil. Bende elimde uzun süre kalacak diye düşünmüştüm fakat bir çırpıda bitiverdi.
Sürüklüyor, seni evinden alıp ötükenin dağına, uçcuz bucaksız bozkırına ışınlıyor. Sanki o çadırın önünde oturup izliyorsun etrafı, birazdan kımız gelecekte kana kana içeceksin gibi.. Ben kımız yerine su ile yetindim
Atsız devasa bir yazar. Hikaye örgüsü, betimlemeleri, tasvirleri üstad hikaye akışına göre atın kişnemesini anlatıyor sen yanında kişnemiş gibi ürperiyorsun. Garip..
Tabi ben bu kitabı sıcak konforlu evimde oturup okurken şu neden böyle bu niye böyle yapmış diye homurdandım zaman zaman ama bana Atsızı sevdiren canımdan bir parça olan insan bugüne göre değil o zaman ve koşula göre bak diyip durdu.
Velhasıl okuyun arkadaşlar, hem heycanınızı diri tutmak, hem okuma aşkınızı arttırmak, hem beyninizi dinlendirmek, hem hayal gücünüzü çalıştırmak için bir çırpıda soluksuz okuyun derim
Atsıza ve Atsızı sevdirene selam olsun