Zamansız ölümmüş, hah! Yaşayacağı kadar yaşadı zaten, diyerek hafif alırlar ölümünü belki de. Geride kalanlar özlem ya da üzüntü duymak yerine, ömrünün nasıl geçirdiğine göre ona soğukkanlılıkla bir değer biçerler. Takdire layık bir yanı yoksa kısa sürede akıllardan silinip gider. Sanki hiç var olmamış gibi.
Fakat kapatamıyordu — ışığı değil karanlığı, aklını kör eden karanlığı, bin adamın tek bir anda ölmesini kendi etinde biliyor olmayı. Ölüm, ölüm, ölüm üzerine ölüm, hepsi bir anda kendi bedeninde ve beyninde. Sonra, sessizlik.