insanları gerçekten anlayabilmek için şu kavramları anlaman gerekir: — maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi insan motivasyonunun katmanlı ilerlediğini söyler. fiziksel ihtiyaçlar, güvenlik, aidiyet, saygı ve kendini gerçekleştirme basamaklarından oluşur. alt basamaklar doyurulmadan üst seviyeler sağlıklı çalışmaz. (örnek: geçim derdi olan birine “kendini bul” demek genelde işlemez.) — seyirci etkisi (bystander effect) kalabalık arttıkça bireyin sorumluluk alma ihtimali düşer. herkes başkasının müdahale edeceğini düşünür. (örnek: kalabalıkta kimse düşene yardım etmez.) — dunning–kruger etkisi bilgisi az olan kendine fazla güvenir, bilgisi yüksek olan daha çok şüphe eder. (örnek: konuya hakim olmayanın en net konuşması.) — bağlanma teorisi çocuklukta kurulan bağlar, yetişkin ilişkilerini şekillendirir. güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri vardır. (örnek: terk edilme korkusu olanın aşırı kıskanç olması.) — stockholm sendromu mağdurun, zarar verene duygusal bağ kurmasıdır. (örnek: kötü davranan partneri savunmak.) — bilişsel davranışçı terapi (cbt) düşünce–duygu–davranış döngüsünü değiştirerek psikolojiyi dönüştürmeyi hedefler. (örnek: “kimse beni sevmiyor” düşüncesini sorgulamak.) — pygmalion etkisi beklentiler performansı şekillendirir. (örnek: öğretmenin inandığı öğrenci gerçekten daha başarılı olur.) — ayna nöronlar başkalarının duygularını ve davranışlarını taklit etmemizi sağlar. empatinin temelidir. (örnek: esneyeni görünce esnemek.) — duygusal bulaşma duygular insanlar arasında yayılır. (örnek: negatif ortamda modunun düşmesi.) — halo etkisi
Dünya; Aşağılık bir yer.
Dünya: Aşağılık Bir Mekân mı, Yoksa Varoluşun Dönüşüm Sahnesi mi? Etimolojik, Dini, Felsefi, Psikolojik, Sosyolojik ve Kozmolojik Bir İnceleme “Dünya” kelimesi, dilimizin gündelik dokusunda öyle bir yer tutar ki, onu telaffuz ederken nadiren köklerine ineriz. Oysa Arapça kökeni “dunyā” (دنيا), semantik bir bomba gibidir. “D-n-w” (دنو) kökünden türeyen bu sözcük, “en yakın”, “en aşağı”, “alçak” ve “geçici” anlamlarını aynı anda barındırır. Klasik Arap lügatlerde (Lisānü’l-Arab, Tacü’l-Arūs) “dunyā”, “āhiret”in (öteki dünya) karşıtı olarak tanımlanırken, aynı zamanda “alçaklık” (denā’e) ile eşleştirilir. Yani kelime anlamıyla “aşağılık yer” değil, “en aşağıda olan, en yakın ve en geçici olan”dır. Bu çift anlamlılık, yalnızca dilsel bir tesadüf değildir; insanın ontolojik konumunu, varoluşun hiyerarşisini ve manevi gerilimi doğrudan yansıtır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu gerilim doruk noktasına ulaşır. Ankebût Sûresi 64. âyet: “Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat odur.” Burada “dunyā” hem cazibesiyle aldatan, hem de faniliğiyle uyaran bir kavramdır. Âl-i İmrân 185’te “dünya hayatının metâ’ı” (geçici meta) olarak nitelenmesi, maddi dünyanın bir “ticaret malı” gibi kullanılıp tüketilmesini ima eder. Hadis literatüründe ise Peygamber Efendimiz’in “Dünya, mü’min için zindan, kâfir için cennettir” (Müslim, Zühd, 1) sözü, bu mekânın değerini taşıyanın niyetine bağlar. Dünya aşağılık değildir; aşağılık yapan, onu “ahiret”in gölgesinde değil, kendi başına amaç haline getirmektir. Bu dini bakış, yalnızca İslâm’a özgü değildir. Hristiyan teolojisinde “dünya” (mundus) Latince “temiz, süslü” anlamına gelirken, Tevrat ve İncil’de “dünya” sıklıkla “vadi-i gözyaşı” (valley of tears) olarak anılır. Aziz Augustine’in Confessiones’inde dünya,
1000Kitap
Reklam
Dünya; Aşağılık bir yer.
Dünya: Aşağılık Bir Mekân mı, Yoksa Varoluşun Dönüşüm Sahnesi mi? Etimolojik, Dini, Felsefi, Psikolojik, Sosyolojik ve Kozmolojik Bir İnceleme “Dünya” kelimesi, dilimizin gündelik dokusunda öyle bir yer tutar ki, onu telaffuz ederken nadiren köklerine ineriz. Oysa Arapça kökeni “dunyā” (دنيا), semantik bir bomba gibidir. “D-n-w” (دنو) kökünden türeyen bu sözcük, “en yakın”, “en aşağı”, “alçak” ve “geçici” anlamlarını aynı anda barındırır. Klasik Arap lügatlerde (Lisānü’l-Arab, Tacü’l-Arūs) “dunyā”, “āhiret”in (öteki dünya) karşıtı olarak tanımlanırken, aynı zamanda “alçaklık” (denā’e) ile eşleştirilir. Yani kelime anlamıyla “aşağılık yer” değil, “en aşağıda olan, en yakın ve en geçici olan”dır. Bu çift anlamlılık, yalnızca dilsel bir tesadüf değildir; insanın ontolojik konumunu, varoluşun hiyerarşisini ve manevi gerilimi doğrudan yansıtır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu gerilim doruk noktasına ulaşır. Ankebût Sûresi 64. âyet: “Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat odur.” Burada “dunyā” hem cazibesiyle aldatan, hem de faniliğiyle uyaran bir kavramdır. Âl-i İmrân 185’te “dünya hayatının metâ’ı” (geçici meta) olarak nitelenmesi, maddi dünyanın bir “ticaret malı” gibi kullanılıp tüketilmesini ima eder. Hadis literatüründe ise Peygamber Efendimiz’in “Dünya, mü’min için zindan, kâfir için cennettir” (Müslim, Zühd, 1) sözü, bu mekânın değerini taşıyanın niyetine bağlar. Dünya aşağılık değildir; aşağılık yapan, onu “ahiret”in gölgesinde değil, kendi başına amaç haline getirmektir. Bu dini bakış, yalnızca İslâm’a özgü değildir. Hristiyan teolojisinde “dünya” (mundus) Latince “temiz, süslü” anlamına gelirken, Tevrat ve İncil’de “dünya” sıklıkla “vadi-i gözyaşı” (valley of tears) olarak anılır. Aziz Augustine’in Confessiones’inde dünya,
From Dorian.
"I looked at every one who passed me by, and wondered, with a mad curiosity, what sort of lives they led. Some of them fascinated me. Others filled me with terror." Oscar Wilde
Alıntı
Cahillerle (bu uygulamadaki pkk yandaşı teröristlerle) mücadelem bugün itibariyle başlamıştır, herkesten destek bekliyorum
A Divine Image
Cruelty has a Human Heart And Jealousy a Human Face Terror the Human Form Divine And Secrecy, the Human Dress The Human Dress, is forged Iron The Human Form, a fiery Forge. The Human Face, a Furnace seal'd The Human Heart, its hungry Gorge. William Blake / songs of experience
Alıntı
Reklam
Reklam