Ağlama gözbebeğim sana kıyamam
Shakespeare perilerim geldi yine
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mavi Yaka İncili
Bu şehirde yaşamanın bir imkanı var mıydı sorusuyla uyandı. Gözlerini açmasına rağmen uykunun dağılıp gitmediği, tam tersine vücut bütünlüğünün bekasına ters düşen bir düşten uyanırcasına kendisini bir kuşkunun ortasında buldu. Nefes alış verişini saydı. Sonra saatine bakıp yeniden zamanda süzülen bir yamaç kartalı gibi kaldırımda yürüyen insancıkları dişlemeye, bebekleri kundağından söküp derin vadilerin uç alüvyonlarına bırakmaya ant içti. İnsan hiçbir şey yapmak istemediğinde, ya da bir şeyler yapma hakkı elinden alındığında hayali cinayetler işleyip bundan aklanma senaryosu kurar zihninde. O da öyle yaptı. İneceği durağa karşı bir aşk beslemişti kimi zaman. Çoğu zaman sırf ineceği durağı düşlemek için biniyordu otobüse. Birde insanların onu ineceği durakta görüp 'ne adammış bu be! - -nasıl da hatırlıyor ineceği durağı tarzındaki haklı gurur nidalarına bıyık altından gülümseyerek ve göğüslerini şişirerek 'hehehe, ne sandınız beni' diyip evine gitmeyi de bulunmaz bir nimet belliyordu. Şimdi oldu mu bu. Yani bu düşünceler ne kadar da sefilce. Yalnızca Memlük sarayında bir kölemen bu kadar tik tak ehli olup anadan üryan tepetaklak olabilirdi. O da öyle yaptı. Yaprağa yeşil rengini veren klorofile dua edip ağaçları seyretti biraz hüzünle. Biraz hüzünle yaptığı şeyleri hatırladı. Ne kadar hüzünlendiyse artık unutmayı da bir erdem sayarak ağrıyan yerlerini güneşe çıkardı. Adam hastaydı. Güneşten saklanacak kadar bile korkuyordu dünyadan. İnsanlar tarafından bir hayli hırpalanmıştı. Gözlerini hiç nazar değdirecek kadar eğitmediğinden, dilini hiç budaktan sakınmayacak kadar sivriltmediğinden kıyıda kalmıştı. Göbeği eksen eğikliğinden kaynaklı diyabet iken, torbasında rızık adını verdikleri gayriahlaki savaşın hücum boruları ötüyordu. Kaşlarını eğip topal adımlarla, kambur
"İnsan yaşlanmaya başlayınca hayatını yaşamak istiyor, dümdüz, çıplak hayatı, körlemesine, amaçsız, nedensiz, şekilsiz ve sınırsız yaşamak istiyor. İnsanı sadece bu muğlak ve aptal hayat gerçekten ilgilendiriyor. Sadece hayat seni bir anlığına da olsa teselli edebiliyor, çünkü onu kaybedeceğini biliyorsun." Küllerin Anlattığı Cevad Karahasan
Ne seni anlamaya yetti zaman... I Ne beni anlamana. Dereden tepeden konuştuk, Havadan, sudan, igiyimden. kuşamdan Ölümden, yaşamdan 1 Bir olmaktan, ayrılıktan, yalnızlıktan filmlerden, kitaplardan, mutluluktan I göz yaşından Evlerin iç dünyasından I söz ettik. Bu dünyayla, başkalarının dün- iyasaydı o uzun uzun anlattıklarımas ( Bir'de dost arkadaş muhabbetleri... Kendi dünyamışdan söz etmedik hiç! Başımı alıp dağlara çıkacağım Avazım çıktığı kadar haykıracağım Dağlar taşlar anlayacak derken... Ben sen anla diyordum aslinada. Baktın öylece. Anlayamadım... Teselli edecek sözler aradın Çığlığı duyamadım Suskun olduğum günlerde yüreğimin I neden buz tuttuğunu düşünmedin hiç! | Girip göz bebeklerinden bana bakmaya Izaman mı yoktu, yürek mi? Bilmiyorum... Yıldız Kenter
Alıntı
"Allah kusurlarını örttüğü için insanlar seni över. Lütuf, seni övenlerde değil; kusurlarını örtendedir." İbnü'l-Cevzî