Hayvanların öz farkındalık hisleri yetişkin bir insanınkinden farklı olabilir, ama öz farkındalığa sahip olmadıklarını ya da ölüme karşı kayıtsız olduklarını söylemek doğru değildir.
Bunu, insanların dahil olduğu durumlarda görüyoruz. Bir insan zihinsel engelliyse ve normal bir insanın öz farkındalığına sahip değilse, bu insanın yaşamaktan çıkarı olmadığını ya da ölümün ona zarar vermeyeceğini düşünmüyoruz. Diğerlerinden farklı bir öz farkındalığı olabilir, ama yine de öz farkındalık vardır ve bunun ahlaki bir bağlayıcılığı olduğundan, bu kişiye sadece bir kaynakmış gibi davranmayı -ki yiyecek için kullandığımız insan harici hayvanlara yaptığımız budur- ahlaki olarak yanlış buluruz.
Bizim bu kitapta söylediğimiz şey şu kadar basit: Hayvanların azıcık da olsa öneme sahip oldukları görüşüne katılıyorsanız, artık hayvan tüketmemeniz gerekir.
Yarım kilo biftek yiyen biri, size tabağınızdaki sebzelerin canı yok mu diye sorarsa, ona yediği bifteğin elde edildiği hayvanın bir zamanlar bizimkine çok benzer bir sinir sistemi olan hissedilebilir bir memeli olduğunu ve bu hayvanın tartışmasız bir şekilde hissedebilir bir varlık olduğunu hatırlatın. O yarım kilo bifteği üretmek için yaklaşık 8 kilo bitkisel protein gerekiyordu. Bu da demek oluyor ki bir memeliye ilaveten, hissedebilir olduğu öne sürülen 8 kilo bitki de öldü.
Her halükarda, bir kimsenin "İyi ama" diye lafa girip bir mazaret, hele de bunun gibi saçma bir mazaret sunması, o kişinin hayvansal yiyecek tüketme konusunda damarına basılmış olduğunun ya da kendini huzursuz hissettiğinin önemli bir göstergesi olabilir.