61. Kalbine kulluk edebildiğin ölçüde Allah'a kulluk edersin.
Kalp, ilahi olanın evidir; onu temiz tutmak en büyük ibadettir. Sen kalbine yöneldiğinde, aslında kaynağına yönelirsin. Gerçek özgürlük, nefsin arzularına
değil, kalbin hakikatine teslim olmaktır. Kalp, insanın içindeki pusuladır; oradaki sese kulak vermek, oradaki merhameti ve sevgiyi yaşatmak, aslında en yüce olana hizmet etmektir. Sen kalbinin derinindeki hakikate ne kadar sadık kalabilir ve onun rehberliğinde yaşayabilirsen, yaratıcınla olan bağın da o denli güçlenir.
(...) Bunları söyleyebildiğim için bana kızacağınızı biliyorum. Çünkü burada, açık konuşmak gerekirse -belki kendimin ve sevdiklerimin de dahil olduğu- binlerce insanın felâketi içinde hikmet aramak gibi bir talihsizlik içindeyim. Herkesin beklediği, kaçınılmaz olduğunu söylediği o büyük Marmara depremi içinde “buğudan daha beyaz” bir sır olabileceğini imâ etmek gibi bir küstahlık içindeyim… Üstelik “bilimsel” olan hiçbir şeyi, fay hatlarını bilmem neyi hiç inkâr etmeden, onlar arasında bir “mistisizm” aramak gibi bir divânelik…Hayır ama, böyle görünmek istemiyorum. Uzlaşalım: Ben sadece Tilki Günlüğü’nden, bu çok esrarengiz romanın başlangıç tarihi olan 17 Ağustos günü meydana gelmiş “dünya çapında bir hâdise: dünyayı sarsan hâdise“den söz etmiş, ama olan veya olacak olan felâketlere büsbütün kayıtsız kalmış olayım. Neticede sadece bir olayı ortaya koyuyorum ki, onun bir tesadüf mü, yoksa bir tevafuk mu (denk gelme) olduğuna karar vermek size kalmış…Unutmayalım ki, Ulysses romanının geçtiği gün olan 16 Haziran tarihi hakkında bundan daha çok şeyler yazılmıştır. Ulysses okuyucuları da o günü “Bloomsday” bayramı ilân etmişler ve her yıl bütün dünyada kutlamaktadırlar. Kimbilir, belki gelecek günler içinde herkesin bayram olarak kutlayacağı bir 17 Ağustos da vardır!
TİLKİ GÜNLÜĞÜ -Ufuk ile Hafiye-III-, 24 Kasım 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor