" Ölü adam hiçbir zaman dirilmez!" Bu dize derin bir minnet duygusuyla birlikte kıpırdattı içini. Evrendeki yegane hayırlı şey buydu. Hayat acı veren bir bezginliğe dönüşünce, ebedi uykusuyla ölüm teselliye hazırdı.
Serinkanlılıkla itişip çekişen gök cisimlerinin, ışıklara barınak olmaya yeni başlamış yıldızların, soğuk güneşlerin ve karanlık boşlukta alevlenen nebulaların ıçinden görkemli ritmiyle salına salına geçen şiir, fasılasız hareket içindeki mecalsiz bir gümüş mekik gibi bütün bu uğuldayan gezegenlerin , gümbürtüyle çarpışan semavi sistemlerin arasında dolaşarak insanın o kırılgan sesini , hassas avazını, mızmız cızırtısını üflüyordu küçük kavalından.
Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü.Her kitabın tek tek her sayfası bilgi alemine açılan birer gözetleme deliğiydi.