Aşkın kanatlarını saymaya sayılar yetmez. O kanatlarla uçulmayacak, çıkılamayacak makam ve derece mi var?
Hesabın sustuğu, mantığın bozulduğu , aklın eridiği iklime yol bulan kanatlar...
Beyninin her atomu bir güneş kadar ışıklı o "Imam-ı Rabbani" inanır ki, Allahı bulmaya doğru her atılışında gizli bir put diken aklın türettiği putlar ormanını, yine akıl baltasıyla devirmiş,böylece yine aklın atabileceği en uzun adımı atmış ve baltasının parlak yüzüne, dünyanın en güzel sözü olan "Allah ötelerin ötesi; ötelerin ötesinden de ötesi , ondan da ötesi, her ötenin ötesi..." düsturunu yazmıştır.
Sanayi demek, tekdüzelik demek değil.Kitlesel üretim demek de ucuzluk demek değil. Yaşam basit, bu adamlar sokaktakiler kadar sade yaşıyor. Isviçre'nin ünlü saat ustaları kadar mütevazılar, para onlar için en önemli şey değil; önemli olan isim ve üsluplarının yaşaması. Arita'da da insanlar hırslı ve çalışkan ama kalıcılığın dinginlik ve kurallara saygı ile mümkün olduğunu biliyorlar.
Roma ,Bizans, Selçuklu ve Osmanlı'nın ardından ise malesef onu bilse de anlayamayanlar bu bölgeye girdiler. Birinci Dünya Şavaş'ının sonunda Ortadoğu açgözlü galipler tarafından farazi sınırlarla parçalandı ve petrole yönelindi.Oysa Ortadoğu'nun maden ve yeraltı zenginlikleri kadar medeni ve manevi bir atmosferi de vardır.Onu sadece Romalılar ve Türkler anladı.