Geçmişte bir yerde takılı kaldı. Bitmiş bir zamanda. Babamın hâlâ yaşadığı, benim hâlâ çocuk olduğum bir zamanda. İnsanların ancak babaları öldüğünde büyüdüğünü bilen ve çocukluğumu benden esirgemeyen merhametli bir zamanda.
“Neden hurma dikmiyorsun? Koskoca bir hurmalığın olur, belki böylece başka toprak parçaları da elde edersin.”
Sözleri üzerine uzaklara daldım. Kendi kendime dedim ki:
“Keşke kanaat dedikleri şey ekilebilen bir bitki olsaydı; onu eker meyvelerini de insanlara bedavaya dağıtırdım.”
“Ne o sustun?” Dedi adam.
“Kanaat ekeceğim bu toprağa,” dedim.