Periler olmasa İrlanda köylüleri şiire ve öykülere bu kadar düşkün olur muydu? Denizi ve karayı sevmeyi öykülerinde, efsanelerinde öğrenmemiş olasalar, Donagal’ın köylü kızları ülkenin başka yerlerinde çalışırken eğilip de denizi öperler miydi? Yaşlılar hayatı neşeyle karşılayıp atasözlerini ortaya atarlar mıydı? “Kuğu göle yük olmaz, semeri eşeğe, ruhu da insana” derler miydi ruhları böyle yakınlarında hissetmeselerdi?
Emile Dermenghem: “Bilal-i Habeşi İslam’dan dönmediği ve tekrar şirki kabul etmediği için efendisi tarafından çırılçıplak soyundurularak, kızgın güneşin altında kavurucu kumların üzerine yatırılıp, göğsünün üzerine kocaman bir taş saatlerce tutuluyordu. Bu yakıcı kumlar ve taşların altında susuzluktan kahrolan Bilal-i Habeşi, buna rağmen imanını bütün gücüyle koruyor ve bu işkencelere karşı ‘Ehad…Ehad…’ diye Allah’ın vahdaniyetini dile getiriyordu”
Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al. (A’râf 126)