Yaratıcıya rastgelelik atfederken, marketten aldığın ekmeğin, bile isteye kaç işlemden geçtiğini ne kadar nitelikli dokunuşa ihtiyacı olduğunu bir hayal et. Ancak üretmeyen/üretimden bihaber olan biri böyle bir hükme varabilir.
-Burada bir hayat mümkün değil mi?
-Mümkün kılacağız...
-Onu özlüyorum... Geceler boyu onu öylece ateşe bakarken bulurdum. Verdiği sözlerin ve her şeyin yükü o kadar ağırdı ki... Asla mutlu olamadı hatta denemedi bile. Peki ne için?
-Senin için. Toprak için.
-Bizim için istediğim bu değil. Basit olmasını istiyorum. Sen, ben ve Carter.
-Basit yaşamayacak kadar zor büyüdük.
-Huzurlu öyleyse.
-Huzur kovalanmaz hayatım. Yaşanır.
-Ya dünya bize izin vermezse?
-Bu dünyanın değil bizim seçimimiz.
Dutton Ranch
Muhteşem bir tatle çıkacaksınız fakat bittiğinde tüm hatıralarınıza el konulacak ve hafızanız silinecek. Bunları bilerek o tatile çıkmak ister miydiniz? Yani başka bir deyişle; Tecrübe etmeyi mi yoksa hatırlamayı mı tercih ederiz?
Daniel Kahneman