Şunu unutmayın sevgili prens, çağdaş toplumumuzdan bir insana zayıf karakterli, özel bir yeteneği ve orijinalliği bulunmayan, sıradan biri olduğunu söylemekten daha onur kırıcı bir şey yoktur.
Ama ben iyi yürekliyim, dedi. Doğrusunu isterseniz, her zaman iyi yürekliyimdir ve en önemli eksikliğim budur, çünkü her zaman gerekmez iyi yürekli olmak.
Kurnazlıkla, ustaca onu hoş tutmaya, prensler, atlı muhafız alayı subayları, elçilik sekreterleri, ozanlar, roman yazarları, hatta sosyalistlerin şahsında vücut bulmuş parlak ayartmalarla kandırmaya çalışmıştı. Ne var ki kalbinin yerinde bir taş varmış, duyguları temelli kurumuş, ölmüş gibi, hiçbirinin en küçük bir etkisi olmamıştı Nastasya Filippovna üzerinde. Çoğunlukla yalnız yaşıyordu evinde, kitap okuyor, hatta bir şeyler öğrenmeye çalışıyor, bol bol müzik dinliyordu. Az insanla görüşüyordu.
Ortak yanımız belki de hiç yok. Ama biliyor musunuz, bu son söylediğime kendim de inanmıyorum. Çünkü çok sık böyle gelir insanlara, ortak yanlarının olmadığını sanırlar. Oysa çok ortak yanları vardır. İnsanların tembelliğinden bir de birbirlerini nasıl görüyorlarsa öyle değerlendirdiklerinden, onlarda başka bir şey bulamadıklarından oluyor bu.
Cinayet işlediği için bir insanı öldürmek, cinayetin kendisinden de büyük bir suçtur. Mahkeme kararıyla öldürmek, eşkıyanın öldürmesiyle karşılaştırılamayacak kadar korkunçtur. Haydutların gece ormanda veya başka bir yerde boğazına bıçak dayadıkları insanın içinde hala bir kurtulma umudu vardır. Son ana kadar kaçıp ya da yalvarıp kurtulabileceğini umar. Oysa burada bu umutla ölmek on kez daha kolayken, o son umudu da kesinlikle alırlar elinden. Bir karar söz konusudur burada, kaçıp kurtulma olasılığı olmayan bir karar.