Metraton

“Grotesk ve Arkaik” Bir Öykü Hakkında:
10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
“Charles Dexter Ward Vakası” ”Cthulhu’nun Çağrısı” isimli hikayesi ile ünlenen Howard Philips Lovecraft’ın okuduğum üçüncü eseri. Bana inanılmaz duygular tattıran Lovecraft’ı saatlerce övmek istiyorum ancak bu tek yazıya sığdıramayacağım bir övgü gibi duruyor. “Delilik Dağlarında” ve “Dunwich Dehşeti”nden sonra okuduğum “Charles Dexter Ward Vakası” ilk iki hikayenin güzelliğini asla söndürmemek ile birlikte sağanağın getirdiği gökgürültüsü misali karanlık ve kozmik bir hikaye. İlginç bir şekilde varlığından haberdar olmadığım içimdeki birileri bu hikayeyi çok benimsedi. Bu hikaye hem terimsel olmayan psikolojik analizler hem de antikacılık, soy tarihi araştırmaları gibi meraklısının hoşuna gidecek alanlara hikayeyi karmaşıklaştırmadan değinirken 17. yüzyılın sonları, 18 ve 19. yüzyıl toplumunun batıl tutumlarını da hikayemize ekleyerek “vampir” gibi folklorik yaratıkların da hâlâ halk inanışlarında yer bulduğunu işin dozunu hiç kaçırmadan sezdirmek istemiş olabilir diye düşündüm. (Altını çizmek isterim, neredeyse hiç sezdirilmiyor bile.) Hikaye, Charles Dexter Ward isimini taşıyan karakterimizin psikolojik durumundan yüzeysel bir şekilde bahsederek “delimizin” geçmişini detaylıca anlatmaya başlıyor. Charles Ward çocukluğundan beri antika meraklısıydı, yıllar geçtikçe antik şeylere olan bağı güçlenmişti. Bu yüzden tarih, soy araştırması, zanaat çalışmaları bütün ilgilerine üstün geliyordu. Bu zevkleri “deliliğinin” yüzeysel kısmını oluşturuyordu. Psikiyatristler, onun modern konularla ilgili bilgi eksikliğini dışarıdan gizlenen fakat sorgulandığında ortaya çıkan geçmişteki olaylar hakkında ileri derecedeki bilgileriyle dengelediğini fark etmişlerdi. Daha sonraları Charles’ın soy araştırmaları yaparken karşılaştığı ve pek ilgilendiği “Joseph Curwen” isimli
Charles Dexter Ward VakasıH. P. Lovecraft · Alfa Yayıncılık · 2015370 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cimri-Moliere
7/10
·171 syf.··
2022 5. kitabı
Kitap ile ilgili düşüncelerimi yazmadan önce belirtmek isterim ki bu incelemeyi sahip olduğum bilgiler ışığında, amatörce yazıyorum. Genel olarak çoğu şahsi fikrimdir. Ortaya attığım hiçbir iddia yoktur. Cimri, çok hızlı tüketilebilinecek bir kitap. Konusu pek sade olmakla birlikte gayet ilginç bir şekilde işlenmiş. Moliere, dönemini alaycı bir dille eleştirmekten geri kalmamış. Nesir şeklinde yazılan bu oyunda alaycı dilini pek çok yerde göstermiş. Moliere, cimri tiplemesini çok güzel oturtmuş. Harpagon karakteri; parasına aşık, şartlar el verse onunla nikah kıyabilecek, parasını çocuklarından çok seven, kendisinden bile sakınan, dini-imanı para olan ihtiyar bir adam. Cimrimiz her ne kadar vicdansız gibi gözükse de oyunda yer alan bazı sahneler bize onun da insan olduğunu hatırlatıyor. Ancak oturmuş tiplemesi karşısında pasif kalan bu duygu durumları onu komik bir hâle sokmaktan geri kalmıyor. Elise adında bir kızı ve Cleante adında bir oğlu bulunan Harpagon, onlara olan sevgisini ne yazık ki eser boyunca pek gösteremediğinden bu karakterlerin ne şartlar altında büyüdüklerini anlamak pek de zor değil. Maalesef ki Harpagon’un paraya kıyamamasından dolayı karakterlerimizin saadetlerine kavuşması her an daha da zorlaşıyor. İşler çığırından çıkacak denildiği anda eser bir anda kendiliğinden çözülüyor. Diğer yazarların eser hakkındaki fikirlerinden anladığım kadarıyla Moliere oyunun sonunu biraz aceleye getirmiş ancak ben yine de tatmin edici buldum. Diğer karakterlerden de bahsetmek gerekirse: komedi unsuruna yardımcı olan karakterlerin etkileri oyunda büyük. Her ne kadar komedi türünde olsa da oyun, hafiften trajik bir hava içermekte. Piyeste herkesin bolca rolü olduğunu söylemek isterim. Okuduğum piyeslerde çoğu karakterin bir-iki kere göründükten
CimriMolière · MEB Yayınları · 199128bin okunma
Bu Oyunun Sahnelenmesi Gerek
10/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
Şu an ilk incelememi yapıyorum ancak hâlâ inceleme yazacak kadar yeterli olduğumu düşünmüyorum. Bu eseri ilk incelemem olarak seçmemin sebebi tek kelime ile mükemmel olması (Bu demek değil ki hiç başka mükemmel eser okumadım ama şu an modum böyle napalım). Titus Andronicus okuduğum 8. Shakespeare eseri. Az önce okumuş olduğum bir yazıda bu kitabın Shakespeare’in ilk tragedyası olduğunu öğrendim. Gerek karakterizasyonun özgünlüğü gerek oyunun dramatik akışı sizi öyle içine çekiyor ki bir solukta Titus’un acılarını içinizde hissederek, onun kederine ortak olarak kitabı bitiriyorsunuz. Karakterler o kadar gerçekçi ki bir an onlardan nefret ederken bir anda içinizde büyük bir acıma duygusu oluşuyor. Kitap genel olarak Titus Andronicus’un yaşadığı acıları, Got kraliçesi Tamora ve çevresindekilerin etrafa yaşattığı vahşeti anlatıyor.(tabi bunlara vahşet demek ne kadar doğru bilemiyorum.) Kitabı yazarken Shakespeare’in Ovidius’un Metamorfozlar(Dönüşümler) kitabından bol bol etkilendiğini anlayabiliyoruz. Ben bu kitabı okumadım ancak çok yakın zamanda temin edip hemen okumak istiyorum. Kitapta özellikle Philomela’nın öyküsü üzerinde durulur. Hatta oyunda bu öyküyü anlatan kitap bile vardır. Sadece bu hikayeye bakarak bile kitabın konusu hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Tragedya sevenlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Sevmiyorsanız bile özellikle bu tragedyayı okuyun.
Titus AndronicusWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20141,119 okunma