Zamana ve sancıya dayanmanın en basit yolu, sonunda muhakkak geçeceğini unutmamak. Evet, her şey geçiyor. Sevmek bile, acı çekmek bile, kanamak bile, yaşamak bile, dünya bile, azalmayı dahi beklemeden bitiveriyor.Ağrı diniyor. Uzun, ıssız, püfür püfür bir boşluk kalıyor geriye sadece. insan ancak o zaman aslolanın, yağarken hasım sanıp ölümüne savaştığının, kadim boşluklardan ibaret olduğunu anlıyor.
Hayat denen sergüzeşt, zararsız ve uzak bir hatıraya dönüşüyor usulca. ipinden çözülen sala benziyor insan da, hafifliyor.
Bilseydim bunu, ölülere ağlamazdım hiç. Ama zaten insan, gidenlerin ardından, en çok kendi kalışına ağlıyor.
çünkü bazı sızılar bir defa başladı mı artık geçmiyor. bazı yaralar hiç kapanmıyor. bazı eller bazı saçları okşamayınca, bu minicik, aptal, önemsiz şey yaşanmayınca, bazı hayatlar geri dönüşsüz bir biçimde tarumar oluyor.