Naz aydemir

8/10
·
Beğendi
Başlarken devam etmekte tereddüt etmiş olmama rağmen, Küçük Prens esintilerini keşfettiğim andan itibaren bir an önce okumak ve kitabı bitirmek istedim. Kitabı bitirdiğiniz zaman çok tatlı ve hayatın içinden mesajlar alacağınızdan emin olabilirsiniz. İçeriğine değinecek olursam; 1. Labirentte; kitaplar muntazam bir şekilde dizilmiş olsa da, çocuğun eksikleri fark etmesi; akademisyenin uzun zamandır görmezden geldiği bir şeyi fark etmesine neden oluyor. Gün içerisinde 60 tane kitap okuyup, kendini daha bilge hissediyor olsa da bu tutumu ile kitapların gerçek değerini ve hissettirdiklerini unutuyor. 2. Labirent öyküsü ise beni en çok etkileyen hikaye oldu. Kitapları kısaltıp insanların okuması için kısa yollar bulan bir bilgeye verilen zekice bir dersten bahsediyordu. Beethoven bestesini hızlandırması ve bilgeye kendi ilham kaynağı ile ders vermesi çok güzeldi. Konunun özünde “bu besteyi, böyle de dinleyebilirsin ama tamamını dinlediğinde aldığın keyfi alamazsın” yatıyordu. Aynı şeyin kitaplar için de geçerli olduğunu ve kısaltılmaması gerektiğini güzel bir metafor ile anlatmıştı. 3. Labirentte ise; tamamen maddi kaygılardan yola çıkılarak; popüler olanı sevme iç güdüsü konu alınmıştı. Burada ise; önemli olan herkese hitap edeni bulmak değil, gerçekliği ve hikayesi olanı sevmek mesajı atıyordu. Hiç bir maddi gücün, bir kitabı eline aldığında hissettiğin duygulardan öteye gidemediği mesajı güzel vurgulanmıştı. 4. Labirent ise; kitabın son ve konu aldığı en önemli duygulardan birimin mesajıydı. Merhamet ve empati. Kitapların başka insanlarla empati kurmamızı sağlıyor olması, en doğru şekilde vurgulanmıştı. Kitabın son hikayesi olması, son cümlelerin de daha anlamlı olmasını sağladı bence. Beni en çok etkileyen kısım ise; küçük bir değişim bile bir değişimdir
Duygu ve Düşünce
Kitapları Kurtaran KediSosuke Natsukawa · Athica Yayınları · 20253,518 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2024 17:37
Hakan Günday’ın en sevdiğim yönünün, ortaya çıktığı en nadide eserlerinden bir tanesinin de Ziyan olduğunu düşünüyorum. Bu kadar da olmaz denilen kurgular ile okuyucuyu, adeta kitabın içinden biri gibi hissediyor. Olaylar olurken, hayır dur yapma! Deme ihtiyacı hissediyorsunuz. Kendisinin Faik Günday’ın torunu olduğunu bilmeme rağmen, kitaptaki Ziya karakterini anlattığında kim olduğunu anlayabilmem, -sanıyorum ki hikayenin büyüsendendir- bir hayli uzun sürdü diyebilirim. Beni en çok etkileyen yönü ise, Ziya ve kitabın sonunda adını öğrendiğimiz Asil’in diyaloglarında; aslında, konunun Asil’in psikolojisi olmasıdır. Bu konuyu kitabın sonunda öyle bir vurguluyor ki, nasıl bir zekaya sahip olduğuna hayret ediyorsunuz. Asil’in yalnızlığı, öfkesi, aidiyet duygusunun az olması, sanrılar görmesinin yegane sebepleri derken; bir an da sizi alıp Azil’e götürüyor. Ziyan’ı okurken; askerliğin çarpıcı yönlerini öğrendiğinizi zannederken, aslında hayatın gerçekliklerini tüm çıplaklığı ile size sunduğunu görüyorsunuz. En çok etkileyen kısımlardan biri de bu oldu sanırım. Çoğu zaman konuşmaya dahi cesaret edemeyeceğimiz her şeyi, muhteşem bir kurgu ile anlatabilmek, okuyucu için Hakan Günday’ın kalemiyle eşleşmiş önemli bir değer sanırım. Ziyan’ı bitirirken son sözü “Acıdan başka bir şey değilim” olmuştu. Bu da sizi Asil’in gerçek hikayesine emin adımlarla götürüyor. Askerlik döneminde yaşadığı ve tüm gerçekliklerini, geçmişini unutmak için çıktığı, Ekber’in askeri olduğu bu yola onu sürükleyen neymiş, bir an önce öğrenmek istiyorsunuz. Kısaca Ziyan ile eksilerek (-) bir hikayenin sonunu daha öğreniyor ve Hakan Günday’a hayranlığınızı artırıyorsunuz. Herkese keyifli okumalar dilerim.
ZiyanHakan Günday · Doğan Kitap · 20196,3bin okunma