“Hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun? Çünkü senin yanındayken beni kimse azarlamıyor ve ‘günışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu’ hissediyorum.”
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
İyi ve kötü bütün zehirleri içenlerin bulunduğu yere, devlet diyorum. İyi ve kötü herkesin kendisini kaybettiği yere, devlet diyorum. Herkesin yavaş yavaş intaharına ‘hayat’ denilen yere, devlet diyorum.