@lupin_varisi | Remus Lupin | Aylak
marls | Sirius Black | Patiayak
James Potter | Çatalak
Üçümüzün ortak hesabıdır!
*~I solemnly swear that I am up to no good~*
~*Mischief Managed*~
Until the very end..
"Bir ev cininin serbest bırakılması gerekir, efendim. Ve aile Dobby'yi asla serbest bırakmayacak... Dobby ölene kadar aileye hizmet edecek efendim..."
Harry bakakaldı.
"Ve ben de burada dört hafta daha kalacağım diye talihsiz olduğumu düşünmüştüm," dedi.
Harry yatağı işaret ederek, nezaketler, "Otur," dedi.
Cin gözyaşlarına boğulunca da hayretler içinde kaldı, hem de pek gürültülü gözyaşlarıydı bunlar.
"Oturmak mi?" diye feryat etti cin. "Asla... asla hiç..."
Harry'ye, aşağıdan glene sesler kesilmiş gibi geldi.
"Özür dilerim," diye fısıldadı. "Senin kalbini kırmak falan istemedim."
Cin, boğulurcasına, "Dobby'nin kalbini kırmak ha!" dedi. "Şimdiye kadar hiçbir büyücü Dobby'yr oturmasını söylemedi- sanki eşitiymiş gibi..."
Harry, hem "Şişştt!" deyip, hem de rahatlatıcı görünmeye çalışarak Dobby'yi yeniden yatağa götürdü. Cin hıçkırıklar içinde, büyük ve çok çirkin bir bebek misali, oturdu. Sonunda kendini kontrol etmeyi başardı ve büyük gözleri sulanmıl bir hayranlık ifadesiyle Harry'ye dikili, oturdu.
Harry onu neşelendirmeye çalıştı. "Doğru dürüst büyücülerle karşılaşmadın herhalde."
"Hagrid de bana, herkes öyle der. Söyledimdi ya, Hogwarts Anahtarlarının Bekçisi'yim. - Hogwarts'ı biliyorsun elbet."
"Şey- hayır," dedi Harry.
Hagrid şaşakaldı.
Hemen, "Özür dilerim," dedi Harry.
"Özür mü dilersin?" diye kükredi Hagrid, gölgelere büzülmüş Dursley'lere dikti gözlerini. "Asıl onlar özür dilesin! Mektuplarının eline geçmediğini biliyordum, ama Hogwarts'ı bilmediğin aklımın ucundan bile geçmediydi! Annenle babanın her şeyi nerede öğrendiğini hiç düşünmedi miydin?"
"Nasıl her şeyi?" diye sordu Harry.
"NASIL HER ŞEYİ Mİ?" diye gürledi dev. "Dur bir dakika!"
Ayağa fırladı. O öfkeli haliyle bütün kulübeyi kaplamış gibiydi. Dursley'ler duvar dibine sinmişlerdi korkuyla.
Dev, "Yani siz şimdi," diye kükredi, "bu çocuğun -bu çocuğun!- hiçbir şey bilmediğini mi söylüyorsunuz - HİÇBİR ŞEY?"
Harry ipin ucunun biraz kaçtığını düşündü. Ne de olsa okula gidiyordu, notları da hiç fena sayılmazdı.
"Birtakım şeyleri biliyorum," dedi. "Toplama çıkarma gibi şeyleri pekâlâ yapabilirim."
Ama Hagrid elini şöyle bir salladı havada, "Bizim dünyamız hakkında yani," dedi. "Senin dünyan. Benim dünyam. Ana-babanın dünyası."
"Ne dünyası?"
Hagrid patlamak üzereydi sanki.
"DURSLEY!" diye gürledi.
Bembeyaz kesilmiş Vernon Enişte, "Şey... mey" gibisinden bir şeyler mırıldandı. Harry'ye şaşkınlıkla baktı Hagrid.
"Ana babanı biliyorsundur elbet," dedi. "Ünlü kişiler onlar. Sen de ünlüsün."
"Ne? Annemle- annemle babam ünlü müydü yani?"
"Bildiğin yok... bildiğin yok..." Hagrid deli deli bakışlarını Harry'ye dikti, parmaklarını saçlarından geçirdi.
"Kim olduğunu bilmiyor musun?" dedi sonunda.
Vernon Enişte sesine kavuştu birdenbire.
"Dur!" diye buyurdu. "Dur bakalım efendi! Çocuğa bir şey söylemeni yasaklıyorum!"
Vernon Dursley'den daha yüreklisi bile, Hagrid'in kendisine bakışından