Bizler öğrenciyken bilgiyi temsil eden öğretmeni can kulağıyla dinlemek zorundaydık çünkü anlatılacak bilgiye başka türlü erişme şansımız yoktu. Günün öğrencileri ise en hızlı şekilde ve farklı kanallarla bilgi ulaşabiliyorken haydi sınıfta durun, susun, beni dinleyin size bilgi vereceğim demenin hiçbir anlamı kalmıyor. Yine geçmişte sokaklarda saatlerce oyun oynayan bizler için sınıfta 40 dakika beklemek hiç sorun değilken, evden dışarı çıkmadığı için hareket edemeyen günümüz öğrencilerinin sınıfta 40 dakika oturmalarını beklemek ve oturmadıklarında da onları suçlamak ne derece mantıklı?
Öğretmen sınıftaki sorunu, beni dinlemiyorlar diye tanımlıyordu. “Beni dinlemiyorlar” demek aynayı karşı tarafa tutmaktı. “Beni dinlemeleri için ne yapıyorum” sorusu ise aynayı kendimize tutmaktır. Ne yazık ki aynayı karşı tarafa tutmak hepimizin içine düştüğü bir yanılgı, oysa aynayı kendimize tuttuğumuzda gelişim için ilk adımı atmış olacağız.