Eğer bir kişi yedi yaşındaki inançları ile otuzyedi yaşında kendini hala iyi ve mutlu hissedebiliyorsa, bu kişi ömrünü boşa harcamış demektir.
...
Yenilikler ancak onlar için yer açtığınız zaman yaşantınıza girebilir.
Doğumgünü partilerimizi anlattığımda, “Bunu neden yapıyorsunuz?” diye sordular. “Bizler için kutlama özel bir durum dile getirir. Yaşlanmanın nesi özel anlayamadık, bunu sağlamak İçin çaba göstermeyiz ki! Bu kendiliğinden olur. “
“Peki,” dedim ben de, “Sizler neyi kutlarsınız?”
“Daha mükemmel olmayı. Bizler eğer geçen yıla oranla daha iyi, daha bilge olmuşsak, bunu kutlarız. Bunu da ancak sen kendin bilebilirsin ve kutlama partisinin ne zaman yapılabileceğini sen söylersin.” İşte, diye düşündüm, anımsamam gereken bir şey daha!
Gerçek İnsanlar sesin var oluş nedeni olarak konuşmayı görmezler. Konuşmak, yürek ve akılla yapılır. Ses, konuşma amaçlı yapıldığı zaman ortaya dökülen sözler boş sözlerdir, ruhsal içerikli olmazlar. Ses, şarkı söylemeye, kutlama yapmaya ve şifa vermeye yarar.
Söz çekimi iki yaşında bir çocuk ötekinin bir oyuncakla -bir ipe bağlanarak çekilen bir taş olabilir bu- görür ve onu elinden almaya niyetlenirse, büyüklerin bu durumu onaylamayan bakışlarını üzerine hisseder. Bu durumda da başkalarının malını izinsiz sahiplenme durumunun da bilindiği ve de kabullenilmediğini de anlar. İkinci çocuksa paylaşmayı ve nesnelerin sahiplenmemesi gerektiğini öğrenir. Bu çocuk oyuncakla oynamış ve eğlencenin anısını belleğine kazımıştır, böylece öğrenmiştir ki, arzulanan şey mutluluğun heyecanıdır, nesnenin kendi değil.