"Anlamsızca su isteyip durmanın bana göre doğallığıyla, dışarıya taşınmanın olağandışı korkutuculuğunu kendi doğam gereği hiçbir zaman doğru ilişki içine sokmayı başaramadım."
"Niçin herkes iyi değil ve niçin dünyada sürekli kötü şeyler oluyor anlayamıyorum. Hem de kötülükler hep boş yere. Kötülükle kimse bir yere ulaşamaz. Yani belki ulaşır ama o ulaşınca iyiler, ya iyilere ne olur? Ben bir şeyi iyice anladım. Genelde hep iyiler ölüyor. Çünkü eğer Allah varsa (inanmak istiyorum çünkü bir şeylere inanmam gerek, tutunacak bir varlık olması gerek, çünkü öyle kendimi daha güvende hissediyorum ve sadece bu sebeple Allah'a inanıyorum) dünyayı kötülere bırakıyor. İyiler yavaş yavaş mutluluğa eriyorlar belki de. Eğer böyleyse ölüm çok korkunç değil."
"Sanırım Türkler fazla enayi çünkü Amerika'da bir dakika ışıklar kesilmiş de millet kıyamet koparmış. Oysa bizde sabaha kadar kesiliyor kimsenin gık dediği yok. Burada yaşayanlara acıyorum, daha doğrusu enayilere. Herkes koyun gibi. Hiç tepki yok. Yazık..."
"Dünyanın ne kadar acımasızlıklarla dolu olduğunu biliyorum. Tabii tamamıyla değil. Bazen de her şey çok güzel, her şey çok mutluluk verici, mükemmele yakın. Ama bazen de inanılmaz korkunç."