Hakkımızı; fazlımızı teslîm etmeyen; idrâk eyleyemeyenler olsa olsa içimizdedir. Çünkü şahıs itibâriyle âlâyız, fakat toplum, toplumsal kabiliyetler nokta-i nazarından henüz berbâdız. Türlü türlü sebeplerden dolayı aramızda dâima iğrenç bir nifâk ki hükümrândır.
Târih! Târih! Lâkin târihe gayet dikkatli olarak, insâf ile bakmalıyız, gelişi güzel tarih olaylarına delil, tarihî ricâl ve olayları şâhit getirmek, bilemeyiz âmmâ, o şâhâne ilme bir mertebe hürmetsizlik olmaz mı?
Bizim için Türk'ü İslâm'dan, İslâm'ı Türk'ten, Türk ve İslâm'ı Osmanlılık'tan, Osmanlılığı Türk'ten, İslâm'dan ayırmak, bir'i teslîs eylemek (üç etmek) muhâldır.
Hulâsa öteden berî zihnimi işgal edip de, kendi kendimi iknâ edecek cevâbını bulamadığım suâl, yine önümde dikilmiş cevâb bekliyor. İslâmcılık, Türklük siyâsetlerinden hangisi Devlet-i Osmâniyye içün daha nâfi ve kabil-i tatbîkdir?
Sayfa 41 - Nafi: Faydalı Kabil-i tatbîk: Uygulanabilir·Kitabı okudu