Seolhwa

Tan vaktinde okuduğum o hoş öyküler, Nietzsche'nin enfes satırları bana işlerken köpeğimin yanı başımda uykuya dalışı, Erich Fromm eşliğinde kendime ısmarladığım o kahve, ilk kez tiyatro metni okumanın hevesi, feminist bir pencereden bakmadan Kadınlar Ülkesi'ni okurken analiz edişim ve annemle kitap hakkında sohbetimiz, aralarında Sokrates'in olduğu düşünürlerin bir araya geldiği akşam yemeğinde aşk üzerine konuşmalarını dinledim, Osamu Dazai'nin Melos'u ile koştum. Burada okuduğum kitaplar değil, pek çok yaşanmışlığım var gibi hissediyorum. Kasım ayını işte böyle ardımda bıraktım. Unutmadan aramızda kalsın Tuzak Kapı kitabını beğenmedim ve tavsiye etmezdim. Okuduğum kitap sayısına bakmaksızın gönlümce okumaya devam ediyorum. Sevgiler...
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eylül ayı okumalarım
Sabahın erken saatlerinde özlemini çektiğim serin ve kapalı hava yüzünü göstermeye başlamışken çok geçmeden eylül ayı incilerini paylaşma isteğim uyandı. Merak ettiğim kitapları okuyunca hafiflemiş hissediyorum. Sizler içinde tanıdık bir his olduğundan şüphem yok. Emile Zola ile tanışma telaşımın yanı sıra gerilim türünde iki kitap okumayı da es geçmedim. "İnsanlar bütün hayatları boyunca farklı yollardan hakikati aramıştır." diyen sevgili Voltaire'in yetmiş iki yaşında yazdığı benim otuz dokuz yaşında okuduğum cahil filozof ile ekim ayını kucakladım. Daha sonra "thereaderseolhwa" instagram hesabımda haklarında tek tek teferruatlı görüşlerimi paylaşacağım. Dilerseniz beni o mecradan takip edebilirsiniz. Şimdilik hoşçakalın...
Edebiyat
İçerisinde herhangi bir hakikati barındırmayan bir dönemde yaşıyoruz. Hakikatini. gerçeğini kavrayabildiğimiz hiçbir şey yok. Yada şöyle demeli; bugün hakikat, bir başka hakikat ile örtülü. Üstelik asıl hakikat bizim gözlerimiz tarafından fark edilebilir nitelikte de değil. Var olmayan, hayali bir hakikat o. Gerçeğin olmadığı bir dönemde hayatın içerisindeki gerçeği tanımlamak nafile. Yan Lianke
Edebiyat
"Unutkan insanlar esasında, yollardaki ve tarlalardaki çamurdur. Bir ayakkabının tabanındaki oluklar, onların üstüne istediği gibi basabilir." Yan Lianke
Edebiyat
"O günlerde eylemlerimizle sonuçları arasında bağlantı kurma konusunda ne kadar eksik olduğumuzu anlayın diye söylüyorum" Jack London Adem'den önce kitabından alıntıladım. Aslına bakarsanız insanların hala devam eden evrimsel süreçten geçtiğini söyleyebiliriz ki şimdilik insana doğru evrilip daha gelişmiş bir yaşam formu sınıfıyız. Peki günümüz insanı sizce eksiği tamamladı mı? Ne değişti ? Benim cevabım nitelikli pek bir şey değişmediği yönünde.
Sorular Sorular