Seolhwa

10/10
·50 syf.·
2024 29. kitabı
Kitaba ilişkin konuşmak isteyeceğim pek çok şey olacağını düşünüyordum lakin nihai noktada kendimi sadece okuma listenize muhakkak alınız derken buluveriyorum. Beni varoluş felsefesi, yaşamın anlamı, sosyoloji, toplum ve kapitalist sistemin yıkıma uğrattığı bireylerin varoluş psikolojisi, varlığını kendi ilkeleriyle sürdürenler... üzerine düşündüren şu kısacık müstesna anlatım ve karakterler öyle güzeldi ki.
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·232 syf.·
2025 9. kitabı
Özgün kurgulara sahip bu öykü derlemesi Chung'ın enteresan ve yaratıcı zihninden çıkmış belli ki. Hayal gücünü edebiyat ile buluşturabilme özgürlüğünü kullanmış. Fantezi anlatım tarzı var zaten. Farklı anlatım biçimleri ve kurguları okumak benim hoşuma gider. Güney Kore edebiyatının şüphesiz ki gelmiş geçmiş en iyi yazarı değildir elbette. Hassas terazi ile ölçerek hmm bu olmamış bu Dostoyevski ayarında değil diyerek okumadım açıkçası. Bir sonraki kitabında ne yazmış merakına düşüp dilimize çevrildikçe alır okurum. Benim öyküler arası bir seçimim yok ama kitapta yer verilen "bedenleşme" Chung'ın en sevdiği öyküsüymüş.
Edebiyat
Lanetli TavşanBora Chung · İthaki Yayınları · 20233,582 okunma
Puan vermedi·1552 syf.·
2025 11. kitabı
Monte Cristo Kontu'nu evvel zaman içinde okumayı amaç edinmiştim. Lakin ertelemenin pençesinden e hadi gayret diyerek kendimi sıyırıp okumaya başlamam bu yılı buldu. Binbir badire ve yoğun stres altında okumuş olmam...neyse. Başarılı bir hikaye olarak beğeni ve değer kazanması okurun duygusal bağ kurabileceği dramatize edilmemiş,intikamın kucağına atılmış bir karakter yaratılması ve iyi yapılandırılmış bir intikam örgüsüne dayanıyor. Her bir karakterin hikayedeki rolleri ise net. Adaletin;adaletsiz ve sistemi lehine işleten, kendi kirli kazanımlarına hizmet eden kimselerin elinde oluşu yalnızca yıkım ve kurban yaratıyor işte bu hikayede olduğu gibi. Kötü insanlar cesaretini bir diğer kötüden alıyor. Bu insanlar kurgu ya da hayal ürünü değil. Gerçekten varlar. Geçmişte yaşadılar, şimdide yaşıyor ve gelecekte yaşayacaklar. Karanlığın krallığında yerini almış zihinleri. Dürtüsel davranıp, kötülüğü tercih edip küstah yaşıyorlar. Dehşet verici! Benim için etkileyici tarafı başına yıktıkları dünyada pırıl pırıl küstahça yaşamaya devam edenlere karşı intikam arzusunun baş kahramanımızı vahşileştirmemiş, intikam gibi güçlü duygunun kendisinden doğabilecek canavara yutulmamış olmasıydı. Çünkü orası artık kişilik değiştirdiğiniz dönülmez bir yol olabilir. Sanırım intikamın sınırları yaratılan karakterin erdemlerini terk etmeyişi ile belirlenmiş. Günümüz travmaları olsa gerek adaletsizlikten öylesine yıldım ki hikayedeki intikam az bile yaptı dedirtti bana. İhtişamı yerini bulsun istedim belki de. E bırazcık hikayenin uzatıldığını düşünüyorum.
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,3bin okunma
10/10
·152 syf.·
2025 2. kitabı
Henüz okumanın başlarında pozitif duygusal tepkisellik, içsel bir destek yaşarken okumaya devam ettikçe ve hikaye de hayvanlar üzerinden anlatılınca kızgınlık, haksızlığa uğramış, hayal kırıklığı ve incinmiş hissettim. Benim için öyle ayrı bir yere konumlandı ki onca zaman okumayı ertelemiş olmama anlam veremedim.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2024 12. kitabı
Anneme bazı kitaplardan bahsettiğim zamanlar olur. Bu kitaptan bahsettiğimde sonunu mutlaka anlatmamı istediğinden beni yakaladığı yerde okuyup bitirdin mi? diye sorup durdu. Sanıyorum içselleştirdiği bir halk hikayesiydi onun için ve haklıydı da el ele tutuşup sokaklarda ölümüne dansın başladığı bir trajedinin öyküsü bu. Bir kadın bebeğini nehirden atar, diğeri çocuğunu yer ve işte böyle başlar matemin, yakarışın, umudun yitirilişinin ve dayanılmaz bir acının tezahürü dans. Belki de bir kurtuluşun adımlarıdır. 1518 yılında yaşanmış bir gerçekliği konu edişinden bihaber okumaya başladığım etkileyici bir tarihsel kurgu Dansa Davet ve zihnimde konuşulacak pek çok kapıyı aralıyor ancak bunlar karşılıklı sohbetin konuları olduğundan pek uzatmayacağım. Din ve Tanrı'yı ticari bir meta olarak kullanan yozlaşmış din adamlarının şeytanın ele geçirdiği, günahkâr zavallılar olarak gördüğü, dans edenlere Tanrının başka azaplar çektireceğini söylediği ıstırap, açlık ve sefaletten kırılan halkı acımasızca sömürüsünü okurken aşırı uyarılma hissetmem kaçınılmazdı. Öyle ki cennetin parayla satıldığı, din vergisi toplanıldığı, halk lağım suyu içerken ruhban sınıfın giysilerinin temiz su ile yıkandığı korkunç bir ahlaksızlık. Dahası dışkı yiyecek çaresizlikte kıtlık yaşanırken ambarları dolu kilise! Bu bile asıl günahkâr kim? sorusuna cevap niteliğinde. Diğer can alıcı noktalar kitabın satırlarında saklı. Okumanızı öneriyor ve şimdiden iyi okumalar diliyorum. Eğer bu dans kollektif bir delilik olarak tanımlanıyorsa yakın gelecekte başka bir delilik modeli neden vuku bulmasın ki! Buna el birliğiyle pek de güzel zemin sağlanıyor.
Edebiyat
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma