Filistin'de, Arakan'da, Mynmar'da, Doğu Türkistan'da zindanlarda işkencelerle
çocukluğu/gençliği harcanmış binlerce kardeşimizin olduğu, sokakta oynayan çocukların ansızın vurulduğu, eve ekmek götüren babaların vedalaşmaya fırsat bulamadan tutuklandığı, evlatlarının bir kısmını hapse bir kısmını toprağa koyan acıyla kavrulmuş annelerin olduğu, evlerin sebebsiz yere basılıp mahremiyetlerin çiğnendiği bir dünyanın ayırdına yeni varmadık mı? Oysa biliyorduk farklı coğrafyalarda kardeşlerimizin neler çektiğini. Ancak kendi gündemlerimizin ve şişirdiğimiz dertlerin kör ve sağır ettiği bizler, onları dualarımıza dahi eklemeyi unutacak kadar bilincimizi kaybetmemiş miydik? Yeni uyanmaya çalışıp yeni idrak etmedik mi? "Nasıl aynı cennete talip olacağız?" diyerek utanmadık mı?