“…babamdı. hasreti çekilen bir koruyucu, hayal mahsulü bir şampiyon; beni fırtınanın içine savurmayacak ve incindiğim zaman iyileştirecek bir şampiyon.”
ve o hırs… hırsın mahvediciliği dünya yok olana dek bitmeyecek hiç. yüz yıl bile yaşamayan liderlerin; binlerce yıllık dünya tarihine binlerce savaş sığdıracak, yüzbinlerce insanın yaşamını mahvedecek kadar hırslı olması ne korkunç ne ahmakça bir trajedi.
kendinden, fikirlerinden, tercihlerinden bir an olsun şüphe etmeyen kişi korkunçluğu diye bir şey var. bir an olsun yanıldım, saçmaladım diyemeyen, özür dileyemeyen ve pişmanlık hissedemeyen insan korkunçluğu..
hayat bazen yenilgidir. çünkü hayat böyle muhteşemdir. bazen en yüksek bilgeliği bir kalp sızısı öğretir. bazen en olmadık insandan, yıllarca aradığınız o cevabı duyarsınız. bazen ruhunuz acır, o acıdan sanat doğar. bazen büyük bir hatadan şahsiyetinizin inşası başlar. yaşamın estetiği, yaşamın bilgeliği formüle edilemez çünkü.
her insanın bir çiçek açma zamanı var. tohumuna göre, toprağına göre, güneşine göre… “ben tam kendime göre” diyordu turgut uyar. hiçbir şey için geç yada erken değil bu yüzden. çünkü çiçek açma zamanı da kendimize göre.