thettr

Felsefe literatürü, bedenleri hor görüp ruh, zihin ya da düşünceleri yüceliğe layık bulma tavrının gerisinde ölümsüzlük tutkusunun yattığı konusunda hemfikirdir. Sonlu olduğunu bilen tek varlık insan mıdır, bilemiyoruz; ama sonlu olmak fikriyle arası en kötü varlığın insan olduğundan kuşku duyamayız. Basitçe, ölmek, yok olmak, doğaya karışmak düşüncesiyle baş edemiyoruz. Woody Allen'ı bir kez daha anmanın tam zamanı! Kendisine eserleriyle ölümsüz olmayı isteyip istemediği sorulduğunda, "bilakis, ölmeyerek ölümsüz olmayı istiyorum" dediği anlatılır.
Sayfa 41
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aşkıncı dünya görüşüne sahip insanların en derinlerinde bir korku yattığını hissetmek bazen çok kolaydır. Bu kişiler aşkıncılıklannın farkında olmasalar bile, tuhaf bir biçimde bazı ortak tutumlar benimser. Bu tutumların başında, yaşamaya karşı yetersiz bir iştah duymak gelir. Aşkıncı biri, köklü bir aşkıncılık geleneğinin etkisiyle iştahın sorgusuz sualsiz kontrol altına alınması gereken bir çeşit iblis olduğu fikrini benimsemiştir. Kuşkusuz, iştahın bizi ölçüsüz yönetmesi gerektiğini söylemek yersizdir. Ama iştahla ilgili olarak yaşanan tedirginlik basit bir ölçülülük tavsiyesinden çok daha ileri gider. Semavi dinlerin tümünde görülen "nefsine hâkim ol!..." buyruğu, iştah ile günah kavramlarım çoğu zaman öyle iç içe geçirir ki, zamanla şuna ya da buna, şu ya da bu ölçüde duyulan her iştah peşinden belli belirsiz bir kirlenme ya da suç işlemişlik duygusunun belirivermesine yol açar.
Sayfa 35
Tanrıyı ya da herhangi bir varlığı, bu dünyayı aşan, aşkın, maksadı ve karar verip eyleyen, bizi gözetleyen, ödüllendirecek ya da cezalandıracak bir güç olarak benimsememiz bizi sevince dönüşmekten alıkoyar; yaşamımıza derinden derine bir suçluluk, sinsi bir melankoli ve cezalandırılma tedirginliği yerleştirir; aşkıncılık varsayımı evrenle neşeli bir kucaklaşmanın önüne geçebilir, bizi canlı-cansız tüm varlıklarla bir ve birlikte olmaktan uzaklaştırabilir.
Sayfa 33
Spinoza, bilgece bir yaşama doğru atılacak ilk adımın her çeşit aşkıncılık tavrından uzaklaşmak olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle Ethica'nın birinci bölümünü, bizi bu en yerleşik varsayımımızdan kurtarmaya adadı. İlk bölüme "Tanrı Hakkında" adını veren Spinoza, kitabın geri kalan tüm bölümlerinde "Tanrı" sözcüğünü gördüğümüz her yerde bunu "Doğa" olarak okuyabileceğimizi, yani Tanrı'dan anlamamız gereken şeyle, doğadan anlamamız gereken şeyin bir ve aynı şey olduğunu göstermeye girişti.
Sayfa 32
Bilginin zorunlu olarak insanı bilgeleştirmeyeceği doğru olsa da, bilgece bir yaşamın bilgi olmaksızın olamayacağını kabul etmek zorundayız.
Sayfa 32