"Sevgili Dost,
Mektubunda seni eleştirmemi istiyorsun. Sahi bunu gerçekten istiyor musun? Çünkü insanlar çoğu kez, onaylanmak için danışır, alkışlanmak için beğeninize (tenkidinize değil) sunarlar düşüncelerini. Kendisine danışılan kimse de çoğu kez gerçek düşüncesini söylemez. Karşısındaki insana sevimsiz görünmek istemez çünkü. Kimi zaman da bu insan onun gerçekten sevdiği biridir ve o bu sevgiyi kaybederim korkusuyla kaşık kaşık acı şurup içireceğine, kaşık kaşık bal yedirir dostuna."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bak ne diyor Rousseau: "Dostumuzu tanıyabilmek için büyük hadiseleri bekleyeceğiz; o zaman da iş işten geçmiş olacak; çünkü onu tanımak zaten bu hadiseler için lazımdı."
"Bu sözü duyan bir kozalak, uçurumun kenarındaki bir çam ağacının tepesinden kopup yuvarlanmaya başlıyor; yitirilen şeylerin istenilen şeylerden çoğu kez daha değerli olduğunu keşfetmek için.
Bir şahin ya da atmaca çevikliğiyle kozalağı tutup kurtarmak niye? Bırakalım gidebileceği en son noktaya ulaşsın. Bir kaya dibinin, bir ağaç dalından ya da gölgesinden daha güzel olmadığını başka nasıl öğrenecek?"
Sevgili Dost,
Yaşamak, beraberinde anlamayı da getirirse eğer gerçekten yaşanmış olur. Depremi önceden fark edip uluyan köpeklerden ve çırpınarak öten kuşlardan bir şeyler ayırmalı bizi. Madem önceden hissedemiyoruz, bari sonradan bir şeyler hissetseydik. Madem kulaklarımız yenildi, kalbimizle dinleseydik.
Sevgili Dost,
Geciktin. Artık enkaz altından ses duyamazsın."
"Sevgili Dost,
İşte yıkılmayacağını düşündüğümüz binalar, çocukların kumdan şatoları gibi un ufak. "
...
"Sevgili Dost,
Neyin üstüne bina ettiğini bilmeyenler, neyi bina ettiklerini nereden bilecekler? Nereden bilecekler inşa ederken bozulan eşitliğin, yıkılırken kurulacağını. Eski bir gazetenin şöyle bir sloganı vardı: "Her sabah dünya yeniden kurulur. " "Yeniden yıkılır" mı demek lazımdı?"