Sevgili Dost,
Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyleydi. İmam Şâfîî'ye,
"O kadar insanla dostluk kurdum ki
Ellerim dolu sanıyordum
Başıma bir belâ geldiğinde
Kimseye acımayan zamandan şiddetliydi
Dostlarımın ihaneti," dedirten hangi duygularsa ondan yüzyıllar önce yaşayan Hesiedos'a,
"Sevme beni sözlerle, şuurlu ol
hem de duy içinden
Seversen beni eğer, samimi olmalı duygun
Ya sev ta içten
Ya tamamen bırak," dedirten de aynı duygulardı.
Sevgili Dost,
Sevginin sözden fiile geçmesi midir yoksa dostluk? Gerçek sevgi, insanın “Ben" sınırlarını aşıp bir başka insanın hayatından da sorumlu olduğunu düşünmesi midir? "Birbirlerini sevenler, birbirlerine duydukları sevgi nispetinde diğerinin iyiliğini isterler," diyen Aristo'dan, "Sevmek, sevilen kişinin en iyi taraflarını desteklemek, keşfetmek ve teşvik etmek demektir," diyen Alain'e kadar birçok filozofun sevgiyi, sevilenin gelişiminden duyulan “Haz" olarak algılaması bize yardımcı olabilir mi? Bu gelişimin faydacılıktan çok feragatle mümkün olacağını düşünmek, bir anahtar verebilir mi elimize? Anahtar varsa kapının arkasında ya da önünde olmanın ne önemi var!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Başarılı olanlara aşşırı derecede hayranlık duyuyoruz ve başarısız olanları aşırı derecede göz ardı ediyoruz. Ve en önemlisi, fazlasıyla pasif hale geliyoruz. Bizler kimin başarılı olup kimin başarılı olmadığını belirlemekte her birimizin ne kadar büyük bir rol oynadığını gözden kaçırıyoruz; "biz" derken toplumu kastediyorum.
Gözlerinle gördüklerine inanma. Dış görünüştür onlar yalnızca, sınırlıdır. Kavrayışınla bak, öğrendiklerinin bilincine var, ve böylece uçmanın yolunu bulacaksın."