“Seni seviyorum,” dedi Julia. Bu iki kelime, Winston’un içindeki karanlık dehlizlere bir meşale gibi indi. Yıllardır hissetmediği bir sıcaklık, damarlarında dolaşan bir alev gibi tüm bedenini sardı. İlk kez, yenilmez sandığı yalnızlık çatırdadı. İlk kez, Partinin ulaşamayacağı bir yerin var olabileceğine inandı.