Solanas'a göre, " her erkek derinden derine bir boka yaramadığını" biliyor. Solanas'ın erkeği, yetersizliğini bertaraf etme çabasıyla ailesine, ofise ve başlattığı savaşlarla dünyaya hükmeder. "Erilin gerçekleştirebileceği herhangi bir gerçek devrim mümkün değildir. Çünkü tepedeki eriller statükonun sürmesini ister ve aşağıdaki erillerin bütün istediği, yukarıdaki eril olmaktır... Eril, teknoloji onu zorladığında, başka seçeneği olmadığında veya 'toplum', değişmezse öleceği bir noktaya geldiğinde değişir ancak. Şimdi bu aşamadayız; eğer kadınlar kıçlarını hızla kaldırmazlarsa hepimizin ölmesi işten bile değil."
antisemitizm, ırkçılık ve kadın düşmanlığının edebiyatın iliklerine işlediği yerdir geçmiş; kadınların düşen düğmeler gibi kutulara tıkıldığı yer, her biri farklıdır tabii ama eninde sonunda sınıflandırılabilirler; tacizin normal olduğu, birini taciz etmenin sadece normalliğini tescillemek anlamına geldiği yerdir geçmiş. Geçmişten işler okuyup tükettiğimizde envai çeşit pislikle dolu bir dünyayla karşılaşıyoruz: karısını dövenler, çocuk istismarcıları,ırkçılar... kendimize bu "geçmiş"ti ve o zamanlar bu normaldi diyoruz. o dönemde yaşayanların doğruyu bilmediğini söylüyoruz.
insanın herhangi bir tepkisinin, görüşünün, eleştirisinin tarihle bağlantılı olmama ihtimali var mı? bizler tarihin güçlerine tabiyiz; tarihi koşullara bağlı gelişen kendi yaşamöykümüzün etkisinde kalıyoruz.
seyirci, bir sanat eserini tüketen kişidir, tükettiği sanat eseri seyirciyi tanımlamaz. Bir hayran ise bir tüketiciden fazlasıdır, tüketicinin ötesidir; aynı zamanda tükenen bir tüketicidir.