" Kendisini "küçük oynuyorum" diye savunan bir kumarbaza, "küçük olması daha kötü ya, tutkularınız da küçük demektir", diye yanıt veren karnı tok, sırtı pek, geleceğinden endişesi olmayan bir felsefecinin bu düşüncesini her zaman budalaca bulmuşumdur. Sanki küçük tutkuyla, büyük tutku arasında bir fark varmış gibi! Kişiye göre değişir bu. Milyarder Rotşild için küçük olan bir şey benim için çok büyüktür."
" Bence bu uzaklıkların anlamı neyse, istikbal adını verdiğimiz gelecek zaman da odur. Gizem yüklü engin bir ufuk ruhumuza karşı açılır durur. Gözümüzün daldığınca, duygumuz da ufkun enginliğine öyle süzülür. O zaman salt bir duygu... Ama yüce, aydınlık bir duyguyla kalmak için tüm benliğimiz vermeye can atarız. Koşarız, uçarız. Fakat heyhat! Uzaklar yaklaşınca, özlediğimiz yere ulaşınca görürüz ki hiçbir şey değişmemiştir. Kendimizi yine o yoksulluğumuzun dar çerçevesi içinde buluruz. Bu böyle sürüp gider ve ruhumuz hep elinden kaçan mutluluğun ardından göğüs geçirip durur."