Ama insanın durumu da tıpki ağaç gibiydi. Ne kadar yükseğe ve ışığa yükselmek isterse, aşağıdaki kökleri de o kadar toprağa, aşağıya, karanlığa, derine, kötülüğe dalardı.
Bu ağacı ellerimle sallamak isteseydim, yapamazdım bunu. Ama bizim göremediğimiz rüzgâr, sağlıyor ona işkence yaparak, istediği tarafa eğilmesini. Bizler de eğilir ve işkence görürüz en kötü şekilde görünmez eller tarafından.
Kitabı işime yarayacağına inanarak zevkle okuyacağıma emin bir şekilde okumaya başlamıştım. Ancak kitabın içerisine bir türlü giremedim çok soyut kaldı. Konusu olan 80/20 kuralına gelince bana çok mantıklı gelmedi. Kaos içerisindeki hayatımızda verimli eğlenceli yada olumlu olan şeylerin kaynağı olan %20'ye yoğunluk gösterdiğimizde eğer 80/20 kuralı tekrar işlerse ne olacak? Yada hayatı bu kadar basit bir şekilde yönlendirmek mümkün mü? Bu iki sorununda cevabını kitapta bulamadım. Son olarak kuralın uygulanabilirliği üzerinde yazarın özgüven eksikliği hissiyatı oluşturdu. Kuralı kullanan kişilerden çok fazla örnekler vardı. Ama kullanan kişilerin kuralla ilgili sonuçları yoktu. Başarılı bir kişinin bu kuralı kullandığını belirtmiş ve tüm başarısını bu kurala bağlamış gerçekçi olmayan bir anlatımla karşılaştım. Kitabı okuyacak kişinin yapısını bilmediğim için tavsiye etmek yada etmemek haddime değil ama benim bitsin diye okuduğum bir kitaptı.
80-20 KuralıRichard Koch · Doğan Kitap · 2017311 okunma
Erkenden yapılmış sıradan bir öngörü daha büyük bir sonuca, hatta sonrasında baskın bir pozisyona dönüşebilir, ta ki denklik durumu bozulup başka küçük kuvvet orantısız etki uygulayana dek.