Mesela Kilise bir bankadan kredi istediğinde banka ondan faiz isteyemezdi çünkü tefecilik günahtı. O yüzden aynı zamanda ticaret şirketi olan banka mevzubahis faiz oranını dengeleyecek biçimde Kilise'ye sattığı malların fiyatını yükseltirdi. Yine de bir piskopos, kardinal yada papa bankaya para yatırıp alacaklı olmak yerine yatırımcı olmak istediğinde bunun karşılığını beklerdi. Haliyle buna faiz denmezdi. İşte ileride göreceğimiz gibi, örtülü hesap denen şey budur.