Oysa bir şey ummanın, hayal kırıklığını davet etmek olduğunu o kadar iyi biliyordu ki! Şimdiki tekdüze hayatında isteği kısıtlamış, umudu en alt düzeye indirmiş bulunuyordu.
Kendini asla geleceği düşünmemeye alıştırırken, diğer yandan da bir geleceğin varlığına inanmayı istiyordu. Çünkü yokluğuna inanırsa yıkıcı bir umutsuzluk içine sürüklenecekti.
"Öğütler ancak öğüt verene yararlıdır. O da, vicdanındaki yükü hafiflettiği için. Sen de eninde sonunda kaderinde yazılı olanları ve yetiştirilişinin seni sürüklediği hareketleri yapacaksın. Öğütlerimin senin hayatın üzerinde yaratacağı etki, suya düşen kiraz çiçeğinin nehrin akışı üzerinde yaptığı etkiden fazla olmayacak..."