O zamanlar ağaçların ya da kuşların isimlerini bilmiyorduk. Lüzumu yoktu. Az sözcükle yaşıyorduk ve bütün sorulara aynı cevabı verebiliyorduk: Bilmiyorum. Bunun cahillik olduğunu düşünmüyorduk. Buna dürüstlük diyorduk. Daha sonra ufak ufak ayrıntıları öğrendik. Ağaçların, kuşların, nehirlerin isimlerini. Ve herhangi bir cümlenin sessizlikten daha iyi olduğuna karar verdik.
Aleksandro Zambra hayatın içinden bir hikaye sunuyor bizlere...Çocukkenki “masumiyet” etrafımızda gelişen olaylara bakış açımızı da kusursuz bir saflık ve tarafsızlıkla şekillendirmemize olanak tanır. Kahramanımız önce çocukluk anılarından kısa kısa kesitler sunuyor. 1985 depremi ve yarattığı yıkım, anne babası ve ailesine dair gözlemleri,mahallesindeki insanların birbirine karşı tutumları,ilk aşkı ve onu mutlu edebilmek için casusluğa soyunması....sonra da onu biranda kaybedivermesi....Arka planda Pinochet rejiminin yaftaladığı insanlar ve kendince komünist kavramına getirdiği açıklama... “ komünist; gazete okuyan ve kendisiyle dalga geçenlere sessizlikle karşılık veren biri demekti”
Roman ilerledikçe yaşadıklarını kitaplaştırmaya çalışan bir yazar olarak çıkıyor karşımıza...geçen zamanla beraber kendisi de değişiyor tabiki.. geçmişin izini sürerken sallantıdaki evliliğini de gözlemleme imkanı buluyor ve yaşadığı gelgitlerle bir çıkış yolu arıyor...
Sıradan bir tren yolculuğu ile başlar hikaye....
Evlilik, kadın-erkek ilişkileri ile başlayan ilginç bir sohbette farklı bakış açılarına sahip bireyler fikir beyan ederler sırayla:
"Kadının içinde erkeğine karşı korku olmalı mıdır?"
"Evlenme yalnız gerçek aşk olursa mı kutsallık kazanır?"
"Peki ama gerçek aşk ne demektir, süresi var mıdır?" gibi sorulara geleneksel ve daha modern açılardan farklı cevaplar gelir...Bir de gerçek hayatta bire bir yaşadıklarımız vardır en çok düşüncelerimizi şekillendiren...işte bu aşamada ise kahramanımız "Podnışev" girer sahneye
Karısını öldürmeye kadar varan içindeki o kesif kıskançlık duygusunu, kendisini haklı çıkaracak gerekçeleri bir bir sıralayarak anlatmaya koyulur...
Tolstoy'un ahlak kavramını böylesine çarpıcı bir açıklıkla irdelediği bu yapıt vakti zamanında büyük tartışmalara ve kitabın sansürlenmesine yol açmış...Bazı düşünceleri sizi rahatsız etse de kendini ifade etme biçimi muazzam ve kesinlikle okunmaya değer...