Ben Tituba’yı okurken karışık hisler yaşadım: bir yandan hayran oldum, bir yandan sinirlendim.
Roman, tek bir kadının hayatına, seçimlerine ve travmalarına odaklanıyor. Karakter güçlü değil belki, ama gerçekçi; hataları, zaafları ve kırılganlığıyla çok insani.
Tituba’nın, onun dünyasında yanlışa saplanışı, güveni ve bazen kendi zaaflarının kurbanı oluşu bana karakterin derinliğini gösterdi. Sadece acımadım; düşündürdü, sorgulattı ve karakterin zaafları üzerinden insan doğasına dair bir pencere açtı.
Yazarın dili ve tarihi kurgusu inanılmaz; okurken hem geçmişe gidiyorsunuz hem de karakterin iç dünyasına derin bir bakış atıyorsunuz.
Tituba kusurlarıyla, duygularıyla ve verdiği mücadeleyle akılda kalıyor.
İlk defa bir kitabı çok sevdim, ama ana karakterinden nefret ettim