Efendiler, ben bu Hafız Yaşar'ın hatıratlarından da anlıyorum ki, Siyasal İslamcı vehçe; din düşmanı - iddiaları şöyle ki Mustafa Kemal dine zarar vermiş - Mustafa Kemal'den dinî olarak daha fazla zarar vermişlerdir bu ülkeye.
Mustafa Kemal bir filozoftur, filozof çok sorgular. Filozof karşıdaki ismini söylese durur, tenkit eder, sorgular, hafızasını yoklar, iyice düşünür ve tavır koyar. Çok iyi bir timsal olarak, henüz felsefe göreceğimiz senenin ilk dersinde felsefe öğretmenimiz şu cümleyi kullanmıştı: "Ben, karşıdaki adam 'Allah tektir, vardır' dese durur iki dakika düşünürüm"
Bu küçük timsal bile, filozofların ne tür bir inanç eğiliminde olduklarını bence çok iyi bir şekilde ortaya koyuyor.
Mustafa Kemal de bir filozoftur demiştik. Dinî yaşamında inişler, çıkışlar olmuştur, normaldir. Hem kimin dinî yaşamı tamamen teslimiyet üzerine kurulu ki? Demem o ki insan hayatının bir bölümünde Allah'ı ve O'nun mahiyetini iyice, pek iyice düşünür. Bu süreçten şüphe yok ki Mustafa Kemal de geçmiştir. Böylesi büyük bir adamın bu meseleyi irdelememesi zaten saçmalık olurdu.
Bağlamaya çalıştığım nokta, kimilerine göre Mustafa Kemal bir süre Deist, bir süre de Müslüman olarak yaşamıştır. Ve muhtemelen de Müslüman olarak ölmüştür.
***
Karşıt telakkideki hangi arkadaşına sorsam, Mustafa Kemal'in dinsiz olduğunu, vatanı da dinsizleştirme politikası güttüğünü söyler. Beş aşağı beş yukarı karşıt telakkidekilerin temel argümanı budur. Bu argümanı da meclis zabıtlarında yer alan "Gökten indiği sanılan kitaplar." bölümüyle ve İstiklâl Mahkemelerince yargılanan sakallıların yok sadece şapka giymedi diye, yok Kur'an okudu diye, yok cart diye yok curt diye falan filan destekliyorlar. Bence ne beni, ne de kimseyi Atatürk'ün dinî inancı bağlamaz. Bizi bağlayan nokta, 'dinî inancını